+90 507 195 23 23

Trafik Kazasında Karşı Tarafın Sigortası Yoksa Ne Olur?

Yayınlanma: 30 Kasım 2025 • Güncelleme: 30 Kasım 2025 • 23 dk. okuma

Trafikte zorunlu trafik sigortası olmayan bir araçla karşı karşıya kalmak, özellikle bir trafik kazasında hem maddi hem hukuki açıdan işleri zorlaştırabilir. Böyle bir durumda karşı tarafın sigortası olmadığı için, normalde sigorta şirketinin karşılayacağı maddi ve bedeni zararlar, çoğu zaman doğrudan kazaya sebep olan sürücüye ve araç sahibine yöneltilir.

Bu süreçte devreye tazminat davaları, icra takipleri, hatta bazı durumlarda Güvence Hesabı gibi mekanizmalar girebilir. Diğer yandan, sigortasız yakalanan araç için idari para cezası, trafikten men ve çekici–otopark masrafları gibi ek yükler söz konusu olur. Yazının devamında, “trafik kazasında karşı tarafın sigortası yoksa ne olur?” sorusunun cevabını adım adım, haklarınızı koruyacak şekilde ele alacağız.

Karşı tarafın sigortası yoksa ilk anda neyle karşılaşırsınız?

Karşı tarafın zorunlu trafik sigortası olmadığını öğrenmek, özellikle kazanın hemen ardından insanı ciddi şekilde strese sokabiliyor. Ancak Türkiye’de bu durum maalesef çok yaygın; trafikteki her 5 araçtan yaklaşık 1’inin zorunlu trafik sigortası yok. Bu yüzden neyle karşılaşacağınızı bilmek, paniği büyük ölçüde azaltır.

Sigortasız bir araçla kaza yaptığınızda ilk fark edeceğiniz şey, “zararım sigortadan değil, doğrudan karşı taraftan çıkacak” gerçeğidir. Yani karşınızda artık bir sigorta şirketi değil, şahsen sorumlu bir sürücü ve araç sahibi vardır. Bu da sürecin daha uzun ve uğraştırıcı olabileceği anlamına gelir.

Olay yerinde yapılması gerekenler (tutanak, polis, fotoğraf)

Karşı taraf sigortasız da olsa, olay yerinde yapmanız gereken temel adımlar değişmez:

  • Önce can güvenliğini sağlayın, yaralı varsa 112’yi arayın.
  • Araçları mümkünse trafiği tehlikeye atmayacak şekilde kenara alın.
  • Kaza tespit tutanağı mutlaka düzenleyin; karşı taraf sigortasız diye “nasıl olsa sigorta yok” düşüncesiyle tutanak tutmaktan vazgeçmeyin.

Tutanakta özellikle şu noktalar önemli olur: tarafların beyanları, kazanın krokisi, tarih–saat, yer bilgisi, sürücü ve araç sahibi bilgileri, plaka, varsa tanıklar. İleride dava açmanız gerekirse bu tutanak en önemli delillerden biri olacaktır.

Anlaşmazlık, alkollü sürücü şüphesi, ciddi maddi hasar veya yaralanma varsa polis çağırmanız çok daha güvenli olur. Polis geldiğinde alkol raporu, olay yeri tespiti ve resmi tutanak düzenlenir; bunlar da hukuki süreçte elinizi güçlendirir.

Ayrıca:

  • Araçların hasarlı bölgelerinin,
  • Yolun, trafik işaretlerinin, fren izlerinin,
  • Karşı tarafın plakasının ve mümkünse sürücünün,

net fotoğraflarını ve kısa videolarını çekin. Bu görseller, hem sigorta hem de mahkeme sürecinde önemli kanıt sayılır.

Sigorta poliçesi var mı, nasıl ve nereden kontrol edilir?

Karşı taraf “sigortam var / yok” dese bile, bunu mutlaka resmi kayıt üzerinden kontrol etmek gerekir. Türkiye’de zorunlu trafik sigortası poliçeleri, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi altyapısında tutuluyor; bu kayıtlar e-Devlet üzerinden plaka ile sorgulanabiliyor.

Pratikte şu yolu izleyebilirsiniz:

  1. Karşı taraftan poliçe numarasını ve sigorta şirketi adını isteyin, poliçenin fotoğrafını çekin.
  2. Kendi telefonunuzdan veya daha sonra e-Devlet üzerinden plaka ile zorunlu trafik sigortası sorgulaması yapın.
  3. Poliçe tarihine, bitiş gününe ve araç plakasının doğru olduğuna özellikle bakın.

Bazı durumlarda poliçe süresi dolmuş olabilir; yani kişi “sigortam var” sanırken aslında poliçe geçersizdir. Bu durumda sistemde “aktif poliçe yok” şeklinde görünür ve fiilen sigortasız sayılır.

“Karşı taraf sigortasız” bilgisini öğrenince paniğe kapılmamak için bilmeniz gerekenler

Karşı tarafın sigortasız olduğunu öğrendiğiniz anda akla ilk gelen soru genelde “Şimdi ne olacak, bütün masraf bana mı kalacak?” olur. Paniği azaltmak için şunları bilmek önemli:

  • Sigortasız olması, sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Kusurlu sürücü ve araç sahibi, zarardan şahsen sorumludur.
  • Maddi ve bedensel zararlar için doğrudan bu kişilere karşı tazminat talep etme ve gerekirse dava açma hakkınız vardır.
  • Ağır bedensel zarar veya ölüm varsa, belirli şartlarda Güvence Hesabı devreye girerek bazı zararları karşılayabilir; yani her durumda tamamen sahipsiz kalmazsınız.
  • Sigortasız araç kullanmak zaten idari para cezası ve trafikten men sebebidir; bu da karşınızdaki kişinin hukuken zayıf bir pozisyonda olduğu anlamına gelir.

Bu yüzden olay yerinde tartışmaya girmek, bağırıp çağırmak yerine, sakin kalıp delilleri toplamak ve kimlik–plaka–iletişim bilgilerini eksiksiz almak en akıllıca adımdır. Ne kadar düzenli belge ve kayıt tutarsanız, sonrasında hakkınızı aramanız o kadar kolay olur.

Karşı tarafın sigortası yoksa zararım kim tarafından ödenir?

Karşı tarafın zorunlu trafik sigortasının olmaması, zararınızın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sadece, normalde sigorta şirketinden alacağınız tazminatı bu kez doğrudan kusurlu kişiden (ve gerekiyorsa araç sahibinden) talep etmeniz gerekir. Aşağıda hem maddi hem bedensel zararlar için temel yol haritasını bulabilirsiniz.

Maddi hasar (araçtaki hasar, değer kaybı) için izlenecek yollar

Önce kaza tespit tutanağı, fotoğraflar, tanık beyanları gibi delilleri mutlaka toplayın. Karşı taraf sigortasız olsa bile kusur oranı bu belgelere göre belirlenecek ve tazminat hesabı buna göre yapılacaktır.

Sigorta olmadığı için:

  1. Önce dostane çözüm deneyebilirsiniz.
  • Kusurlu sürücüyle, hasar bedelinin ne kadarını ne zaman ödeyeceği konusunda yazılı bir protokol yapılabilir.
  • Ödeme banka yoluyla alınırsa, dekontları saklayın.
  1. Araç onarımı ve fatura
  • Aracınızı servise götürüp hasar tespiti ve mümkünse ekspertiz raporu alın.
  • Faturalar, parça değişim listeleri, işçilik bedelleri ileride açılacak davada delil olur.
  1. Araç değer kaybı
  • Özellikle yeni veya temiz bir araçta, kaza sonrası ikinci el değeri düşebilir.
  • Değer kaybı için ayrı bir hesaplama yapılır; genellikle bilirkişi raporu gerekir.
  • Sigortasız kusurlu sürücüye karşı açacağınız davada hem onarım masrafını hem de değer kaybını birlikte talep edebilirsiniz.

Özetle, sigorta şirketi devrede olmadığı için maddi hasarınızı doğrudan kusurlu kişiden (ve gerekiyorsa araç sahibinden) isteyecek, anlaşamazsanız dava yoluna gideceksiniz.

Bedensel zarar, yaralanma veya ölüm durumunda tazminat hakları

Sigortasız bir araç kazaya sebep olsa bile, bedensel zararlarınız için tazminat hakkınız devam eder. Burada talep edilebilecek başlıca kalemler şunlardır:

  • Tedavi giderleri (karşılanmayan ilaç, özel hastane, fizik tedavi vb.)
  • Çalışamadığınız süre için geçici iş göremezlik zararı
  • Kalıcı sakatlık varsa sürekli iş göremezlik tazminatı
  • Ağrı, acı, yaşam kalitesindeki düşüş için manevi tazminat

Ölüm halinde ise, ölen kişinin yakınları:

  • Cenaze ve defin giderlerini,
  • Ölenin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin destekten yoksun kalma tazminatını,
  • Uygun görülen ölçüde manevi tazminatı,

kusurlu sigortasız sürücüden ve araç sahibinden talep edebilir.

Bu tür davalarda sağlık raporları, hastane kayıtları, iş göremezlik raporları, gelir belgeleri çok önemlidir. Bedensel zarar ve ölüm dosyaları teknik hesaplama gerektirdiği için, çoğu zaman bir avukatla ilerlemek hem süreci hem de tazminat miktarını doğrudan etkiler.

Sadece sürücü, sadece araç sahibi ya da her ikisine birden dava açma durumu

Sigorta olmadığı durumda, hukuken sorumluluk genelde iki kişide toplanır:

  1. Aracı fiilen kullanan kusurlu sürücü
  2. Araç sahibi (ruhsat sahibi)

Pek çok durumda, zarar gören kişi her ikisine birden dava açar. Bunun nedeni, hem sürücünün hem de araç sahibinin farklı hukuki sorumluluklarının bulunması ve ileride tahsilat aşamasında elinizin daha güçlü olmasıdır.

  • Araç sahibi, aracı kime verdiğini seçmekle ve gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.
  • Sürücü ise bizzat kusurlu eylemiyle zarara neden olur.

Bazı özel durumlarda (örneğin araç çalıntıysa, izinsiz alınmışsa) araç sahibinin sorumluluğu tartışmalı olabilir. Ancak normal şartlarda, davanızı hem sürücüye hem araç sahibine yöneltmek, tazminatın tahsili açısından daha güvenli bir yoldur.

Sonuç olarak, karşı tarafın sigortası yoksa zararınız boşa gitmez; sadece sigorta şirketi yerine doğrudan kişilere yönelmeniz gerekir. Delillerinizi iyi toplayıp, maddi ve manevi tüm kalemleri ayrı ayrı talep etmeniz, hakkınızı tam alabilmeniz için kritik önemdedir.

Sigortasız kusurlu sürücünün karşılaşacağı yasal sonuçlar nelerdir?

Türkiye’de zorunlu trafik sigortası olmadan trafiğe çıkmak zaten başlı başına bir idari suçtur. Buna bir de kazaya sebep olma ve kusurlu olma durumu eklenince, sigortasız sürücüyü hem idari para cezaları hem de çok ağır tazminat sorumlulukları bekler. Aşağıda süreci adım adım görebilirsiniz.

Sigortasız araç kullanmanın para cezası ve trafikten men süreci

Trafik kontrolünde ya da kaza sonrası yapılan incelemede aracın zorunlu trafik sigortasının olmadığı tespit edilirse:

  • İdari para cezası uygulanır. Ceza tutarı her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılır; güncel rakamlar için mutlaka o yılın trafik ceza tarifesine bakmak gerekir.
  • Araç trafikten men edilir, yani bağlanıp otoparka çekilebilir. Araç, geçerli bir zorunlu trafik sigortası yaptırılmadan teslim edilmez.
  • Sigortasız araç kullanma fiili, sürücünün sicilinde olumsuz bir kayıt olarak yer alır; ileride yapılacak sigorta poliçelerinde risk puanını ve primleri olumsuz etkileyebilir.

Eğer sigortasız araç bir kazaya karışmışsa, polis tutanağında bu durum ayrıca belirtilir. Bu da ileride açılacak tazminat davalarında sürücünün aleyhine güçlü bir delil olur.

Kazaya sebep olan sigortasız sürücüye açılabilecek maddi ve manevi tazminat davaları

Zorunlu trafik sigortası normalde üçüncü kişilerin zararlarını karşılamak için vardır. Sigorta olmayınca, bu kez tüm sorumluluk doğrudan kusurlu sürücüye ve çoğu zaman araç sahibine yüklenir.

Mağdur olan taraf (veya taraflar) sigortasız kusurlu sürücüye karşı:

  • Maddi tazminat davası açabilir. Buna; araçtaki hasar, değer kaybı, çekici ve kurtarma masrafları, tedavi giderleri, iş gücü kaybı, bakıcı giderleri gibi kalemler dahil olabilir.
  • Özellikle ağır yaralanma, kalıcı sakatlık veya ölüm varsa manevi tazminat davası da açılabilir. Burada amaç, yaşanan acı ve elem için uygun bir para tutarı belirlenmesidir.

Bu davalar genellikle Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülür. Kusur oranı, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve sağlık raporlarıyla belirlenir. Sigortasız sürücü, “sigortam yoktu, ödeyemem” diyerek sorumluluktan kurtulamaz; tam tersine, sigortasız olması onun aleyhine bir durumdur.

Ödenmeyen tazminatlarda icra, haciz ve diğer hukuki yaptırımlar

Mahkeme, sigortasız kusurlu sürücünün (ve gerekiyorsa araç sahibinin) tazminat ödemesine karar verdiğinde, bu karar ilam niteliğindedir. Karar kesinleştikten sonra:

  1. Mağdur taraf, ilamlı icra takibi başlatabilir.
  2. Borçlu sürücü ödeme yapmazsa, icra dairesi:
  • Banka hesaplarına,
  • Maaşına (belirli oranlarda kesinti),
  • Üzerine kayıtlı araç, gayrimenkul gibi malvarlığına haciz koyabilir.
  1. Haczedilen mallar satılarak tazminat alacağı karşılanmaya çalışılır.

Borçlu, icra takibine rağmen ödeme yapmaz ve mal kaçırmaya çalışırsa, bu kez mal beyanında bulunmama, taahhüdü ihlal gibi nedenlerle ayrıca hukuki ve bazı durumlarda cezai yaptırımlarla da karşılaşabilir.

Özetle: Sigortasız ve kusurlu bir sürücü olmak, sadece bir trafik cezası ödemek anlamına gelmez. Yıllarca sürebilecek davalar, yüksek tazminatlar, icra ve haciz süreçleriyle karşılaşmak çok olasıdır. Bu yüzden zorunlu trafik sigortasını yaptırmamak, kısa vadede “tasarruf” gibi görünse de, uzun vadede son derece ağır bir mali ve hukuki risk taşır.

Karşı taraf sigortasız ama benim aracım sigortalıysa ne olur?

Karşı tarafın zorunlu trafik sigortası yok ama sizin aracınız sigortalıysa, ilk iyi haber şu: Tamamen sahipsiz değilsiniz. Hem kendi zorunlu trafik sigortanız, hem de varsa kasko sigortanız belirli ölçüde sizi korur. Ancak hangi zararın nereden karşılanacağı, kusur oranına ve poliçe kapsamına göre değişir.

Zorunlu trafik sigortanızın böyle bir durumda neyi karşılayıp neyi karşılamadığı

Zorunlu trafik sigortası, temel olarak sizin verdiğiniz zararları karşılamak için vardır. Yani:

  • Siz kusurluysanız, sizin trafik sigortanız karşı taraftaki araç ve kişilerin maddi ve bedensel zararlarını poliçe limitleri dahilinde öder.
  • Karşı taraf sigortasız olsa bile, bu durum sizin poliçenizin devreye girmesine engel değildir.

Ancak çok kritik nokta: Sizin kendi aracınızın hasarını zorunlu trafik sigortanız ödemez. Aracınızdaki hasar, değer kaybı veya kendi tedavi giderleriniz için bu poliçeden doğrudan bir ödeme alamazsınız.

Karşı taraf tamamen kusurluysa ve sigortasızsa, normalde onun trafik sigortasından almanız gereken tazminatı doğrudan o kişiden talep etmeniz gerekir. Bu noktada devreye çoğu zaman kasko sigortası girer.

Kasko sigortası varsa hasarınızın nasıl karşılanacağı

Kasko sigortanız varsa, sigortasız ve kusurlu bir sürücüyle kaza yaptığınızda işiniz çok daha kolaydır. Genel olarak süreç şöyle işler:

  • Kasko şirketi, sizin aracınızdaki hasarı poliçe şartlarınıza göre karşılar.
  • Onarım, anlaşmalı serviste yapılırsa çoğu zaman siz sadece poliçede varsa muafiyet ve küçük farkları ödersiniz.
  • Aracınız pert olursa, poliçede yazan esaslara göre araç bedeli ödenir.

Bazı kasko poliçelerinde, değer kaybı, ikame araç, çekici, mini onarım gibi ek teminatlar da bulunur. Bu nedenle, sigortasız bir araçla kaza yaşadığınızda, önce kendi kasko poliçenizin teminatlarını dikkatlice incelemeniz önemlidir.

Kasko, sizin zararınızı karşıladıktan sonra, aslında bu zararın sorumlusu olan kusurlu ve sigortasız sürücüye dönüp bu parayı ondan talep etme hakkına sahiptir. Buna rücu denir.

Kaskonun karşı taraf adına ödeme yapması ve sonrasında sigortasız sürücüye rücu süreci

Kasko şirketi, sizin adınıza zararı ödedikten sonra, hukuken şu mantıkla hareket eder: “Bu zararı aslında ben değil, kazaya sebep olan sigortasız sürücü ödemeliydi.”

Bu nedenle:

  1. Önce sizin hasarınızı öder, dosyayı kapatır.
  2. Ardından, kusurlu sürücüye veya araç sahibine rücu davası açabilir ya da icra yoluyla alacağını tahsil etmeye çalışabilir.
  3. Siz bu aşamada genellikle sürecin tarafı olmazsınız; şirket kendi alacağını kendi takip eder.

Bu rücu süreci, sizin açınızdan şu açıdan rahattır:

  • Hasarınızı beklemeden, sigortasız sürücüyle birebir uğraşmadan, kasko üzerinden çözmüş olursunuz.
  • Sigortasız sürücüyle pazarlık, tahsilat, dava gibi yıpratıcı süreçleri sigorta şirketi üstlenir.

Özetle, karşı taraf sigortasız olsa bile, sizin zorunlu trafik sigortanız karşı tarafa verdiğiniz zararlar için, kasko sigortanız ise kendi aracınız ve bazı durumlarda ek zararlarınız için ciddi bir güvence sağlar. Bu yüzden özellikle sigortasız araç riskine karşı, güncel ve kapsamı iyi bir kasko poliçesi yaptırmak, pratikte büyük fark yaratır.

Hem siz hem karşı taraf sigortasızsa haklarınız nasıl korunur?

Her iki araçta da zorunlu trafik sigortası yoksa, kazadan sonra devreye girecek bir sigorta şirketi olmadığı için süreç tamamen tarafların şahsi malvarlığı üzerinden yürür. Bu da hem maddi hem hukuki açıdan daha yorucu bir süreç anlamına gelir. Yine de haklarınız tamamen ortadan kalkmaz; sadece bunları bizzat talep etmeniz gerekir.

Kusur oranına göre karşı taraftan şahsen tazminat talep etme yolları

Önce kusur oranının netleşmesi gerekir. Bunun için:

  • Kaza tespit tutanağı (veya polis/jandarma trafik kazası raporu)
  • Olay yeri fotoğrafları, kamera kayıtları
  • Tanık beyanları

gibi deliller kullanılır. Kusur oranı, ileride açılacak davada veya yapılacak uzlaşma görüşmelerinde temel alınır.

Karşı taraftan şahsen tazminat talep ederken:

  1. Önce yazılı bir ihtar/başvuru ile zararı kalem kalem belirtip ödeme talep edebilirsiniz.
  2. Araç hasarı, çekici, tamir, değer kaybı, kullanamama (mahrum kalma) zararları ile varsa tedavi giderleri ve gelir kaybını ayrı ayrı hesaplatmak faydalıdır.
  3. Ödeme yapılmazsa arabuluculuk (zorunlu olduğu hallerde) ve ardından tazminat davası gündeme gelir.

Sigorta olmadığı için, talep doğrudan kusurlu sürücüden ve çoğu durumda ayrıca araç sahibinden istenir. Mahkeme, kusur oranına göre ne kadarını kimin ödeyeceğine karar verir.

Bu durumda dava açmanın avantajları ve zorlukları

Sigortasız bir kazada dava açmanın en önemli avantajı, başka bir ödeme kanalı olmadığı için haklarınızı kullanmanın tek gerçekçi yolu olmasıdır. Dava ile:

  • Kusur oranı resmi olarak tespit edilir.
  • Maddi ve manevi zararlarınız bilirkişi raporlarıyla somutlaştırılır.
  • Karar kesinleştiğinde, ödenmeyen tazminat için icra ve haciz yoluna gidebilirsiniz.

Ancak ciddi zorluklar da vardır:

  • Karşı tarafın ödeyebilecek malvarlığı yoksa, davayı kazansanız bile tahsilat güçleşebilir.
  • Bilirkişi, keşif, rapor, harç gibi giderler ve süreç süresi (çoğu zaman yıllar) moral bozucu olabilir.
  • Hem siz hem karşı taraf sigortasız olduğundan, mahkeme sizin de kusurlu olduğunuzu tespit ederse, karşı tarafın size karşı açacağı davalarla da uğraşmanız gerekebilir.

Bu nedenle, dava açmadan önce hem tahsilat ihtimalini hem de toplam masraf ve süreyi gerçekçi biçimde değerlendirmek önemlidir.

Avukatla çalışmanın özellikle önemli olduğu durumlar

Her iki tarafın da sigortasız olduğu kazalarda hukuki tablo karmaşıklaşır. Özellikle şu durumlarda bir avukatla çalışmak çok daha güvenli olur:

  • Ağır bedensel zarar, sakatlık veya ölüm varsa
  • Kusur oranı tartışmalıysa, taraflar birbirini suçluyorsa
  • Birden fazla araç, yaya veya yolcu kazaya karışmışsa
  • Yüksek meblağlı araç hasarı, değer kaybı veya gelir kaybı söz konusuysa
  • Karşı tarafın malvarlığı, şirket ortaklığı, ticari araç gibi ek hukuki boyutlar varsa

Avukat, hangi zarar kalemlerini isteyebileceğinizi, hangi delillerin önemli olduğunu, hangi mahkemede ve hangi sürede dava açmanız gerektiğini netleştirir. Ayrıca, zamanaşımı sürelerini kaçırmamanız, yanlış kişiye dava açmamanız ve ileride tahsilat aşamasında icra–haciz işlemlerinin doğru yürütülmesi için profesyonel destek büyük avantaj sağlar.

Kısacası, hem siz hem karşı taraf sigortasızsa, haklarınız tamamen bitmiş değildir; ancak bunları korumak için daha dikkatli, belgeli ve mümkünse hukuki destek alarak hareket etmeniz gerekir.

Karşı taraf sigortasız ve kazada ağır yaralanma ya da ölüm varsa ne yapılır?

Ağır yaralanma veya ölümle sonuçlanan bir kazada karşı tarafın sigortasız olduğunu öğrenmek, zaten çok zor olan bir süreci daha da stresli hale getirir. Ancak Türkiye’de bu tür durumlar için devreye giren Güvence Hesabı sayesinde, belirli şartlarla da olsa bedensel zararlar için tazminat alma imkânı vardır. Önemli olan, neyi kimden isteyebileceğinizi ve süreci nasıl başlatacağınızı bilmenizdir.

Güvence Hesabı (Güvence Fonu) nedir, hangi durumlarda devreye girer?

Güvence Hesabı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na göre kurulmuş, özellikle zorunlu sigortaların hiç yapılmadığı veya sigortacının iflas ettiği durumlarda devreye giren bir fondur. Temel amacı, üçüncü kişilerin uğradığı bedensel zararları belirli limitler dahilinde karşılamaktır.

Trafik kazaları açısından bakıldığında Güvence Hesabı şu hallerde devreye girer:

  • Karşı araç zorunlu trafik sigortası yaptırmamışsa ve siz ya da yakınınız bedensel zarar görmüşse
  • Araç veya sürücü tespit edilemiyorsa (kaçan, plakası belirlenemeyen araç) ve bedensel zarar varsa
  • Aracın sigortasını yapan şirketin iflası veya ruhsat iptali nedeniyle tazminat ödenemiyorsa
  • Çalıntı veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde ortaya çıkan bedensel zararlar söz konusuysa

Burada kritik nokta şu: Güvence Hesabı esas olarak bedensel zararları (ölüm, sakatlık, tedavi giderleri) karşılar; araçtaki maddi hasar çoğu durumda kapsam dışındadır.

Güvence Hesabı’ndan kimler, hangi zararlar için ödeme alabilir?

Güvence Hesabı’ndan ödeme alabilecek kişiler, kazada “üçüncü kişi” konumunda olan ve bedensel zarara uğrayanlardır. Yani:

  • Ağır yaralanan veya sakat kalan kişi bizzat kendisi
  • Ölüm halinde, ölen kişinin mirasçıları ve ondan destek görenler (eşi, çocukları, anne-babası, hatta bazı durumlarda fiilen ondan maddi destek alan diğer kişiler)

Ödenebilen başlıca tazminat türleri:

  • Destekten yoksun kalma tazminatı: Ölüm halinde, ölen kişinin sağlığında maddi olarak destek olduğu kişilere ödenir.
  • Sürekli sakatlık (maluliyet) tazminatı: Kalıcı iş göremezlik, uzuv kaybı gibi durumlarda mağdura ödenir.
  • Tedavi giderleri: Hastane, ameliyat, ilaç, rehabilitasyon gibi makul ve belgeli sağlık giderleri belirli limitler dahilinde karşılanabilir.

Şu kişiler Güvence Hesabı’ndan yararlanamaz:

  • Kazada tamamen veya kısmen kusurlu olan sürücü (kendi bedensel zararı için)
  • Sigortasız aracın işleten/sahibi, kendi zararları için
  • Sadece maddi hasar (araçta çizik, parça değişimi vb.) talep edenler

Bu kişiler, zararlarını doğrudan kusurlu sürücüye veya araç sahibine karşı açacakları davalarla talep etmek zorundadır.

Başvuru süresi, gerekli belgeler ve tazminat sürecinin işleyişi

Güvence Hesabı’na başvuru, normal bir sigorta şirketine hasar başvurusu yapmaya benzer; ancak bazı ek hukuki belgeler önem kazanır.

1. Başvuru süresi (zamanaşımı) Genel olarak, zarar gören kişi:

  • Zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl,
  • Her hâlükârda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde

Güvence Hesabı’na yazılı olarak başvurmalıdır. Bu süreler, Karayolları Trafik Kanunu’ndaki tazminat zamanaşımı süreleriyle paralel uygulanır.

2. Gerekli temel belgeler

Duruma göre değişebilmekle birlikte, ağır yaralanma veya ölüm içeren kazalarda genellikle şu belgeler istenir:

  • Kaza tespit tutanağı veya polis/jandarma trafik kaza raporu
  • Savcılık soruşturma evrakı, varsa ceza davası kararları
  • Olay yeri krokisi, tanık ifadeleri (varsa)
  • Hastane epikrizleri, ameliyat notları, sağlık kurulu raporları, maluliyet raporu
  • Ölüm halinde ölüm belgesi, veraset ilamı, nüfus kayıt örnekleri
  • Tedavi ve diğer giderlere ilişkin faturalar, makbuzlar
  • Başvuru sahibinin kimlik ve banka hesap bilgileri

Güvence Hesabı, başvuru dosyasını inceledikten sonra ek belge isteyebilir veya kendi belirlediği uzmanlar aracılığıyla aktüeryal hesap yaptırarak tazminat miktarını belirler.

3. Sürecin işleyişi

  1. Mağdur veya mirasçıları, Güvence Hesabı’na yazılı dilekçe ve belgelerle başvurur (posta, elden veya çevrim içi başvuru imkânı da vardır).
  2. Dosya kayda alınır, olayın Güvence Hesabı kapsamına girip girmediği ve kusur durumu incelenir.
  3. Bedensel zararların boyutu netleştirilir; gerekirse ek tıbbi rapor istenir.
  4. Hesap, zorunlu trafik sigortasında o tarihte geçerli olan teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere tazminat teklifini yapar.
  5. Taraflar anlaşırsa ödeme yapılır; anlaşma sağlanamazsa, hak sahipleri mahkeme yoluna giderek Güvence Hesabı’na karşı dava açabilir.

Bu süreç duygusal olarak çok yıpratıcı olabilir. Özellikle ölüm veya ağır sakatlık söz konusuysa, hem Güvence Hesabı başvurusu hem de kusurlu sürücüye/araç sahibine karşı açılabilecek davalar için bir avukattan profesyonel destek almak, hak kaybı yaşamamak açısından çoğu zaman büyük avantaj sağlar.

Kaçan veya plakası tespit edilemeyen sigortasız araç durumunda izlemeniz gereken adımlar

Olay yerinde delil toplama: plaka, kamera kaydı, tanık ve tutanak

Kaçan ya da plakası tam seçilemeyen bir araçla kaza yaşadığınızda, ilk refleks çoğu zaman “Zaten kaçtı, yapacak bir şey yok” oluyor. Aslında durum tam tersi: Ne kadar çok delil toplarsanız, hem kaçan aracın bulunma ihtimali hem de ileride Güvence Hesabı’na veya mahkemeye başvuru şansınız o kadar artar.

Önce kendi güvenliğinizi sağlayın, mümkünse yolu kapatmayın ve 112 ile 155/112 Polis İmdat’ı arayın. Ardından:

  • Aracın plakasından hatırladığınız her şeyi not edin: Şehir kodu, birkaç harf veya rakam bile işe yarayabilir.
  • Çevrede güvenlik kamerası, mobese, işyeri veya site kameraları olup olmadığını kontrol edin. Polis geldiğinde bunları mutlaka söyleyin; kayıtlar çoğu zaman kısa sürede silindiği için zaman kritiktir.
  • Olayı gören tanıkların isim ve iletişim bilgilerini alın. Tanık beyanları, özellikle plakası tespit edilemeyen araçlarda çok önemlidir.
  • Mutlaka trafik polisi çağrılmasını ve resmi kaza tespit tutanağı düzenlenmesini isteyin. Kaçan araç olsa bile tutanakta “plakası tespit edilemeyen araç” ibaresi ve olayın nasıl gerçekleştiği ayrıntılı yazılmalıdır. Bu tutanak, ileride Güvence Hesabı başvurusu veya dava için temel belgedir.

Mümkünse olay yerinin, kendi aracınızın ve yaralanmaların fotoğraf ve videolarını çekin. Bunlar hem kusur değerlendirmesinde hem de “gerçekten bir çarpma oldu mu” tartışmalarında lehinize delil olur.

Kaçan aracın bulunması halinde sigortasızsa uygulanacak yol

Emniyet, kamera kayıtları ve plaka parçalarından yola çıkarak aracı tespit edebilir. Araç bulunduğunda ilk bakılacak şey, zorunlu trafik sigortasının kazanın olduğu tarihte geçerli olup olmadığıdır.

  • Sigortası varsa, normal bir trafik kazasında olduğu gibi karşı tarafın sigortasına başvurulur.
  • Sigortasız olduğu ortaya çıkarsa, bedensel zararlarınız (yaralanma, sakatlık, ölüm) için Güvence Hesabı’na başvuru imkânınız doğar. Sigortacılık Kanunu’na göre, sigortasını yaptırmamış araçların neden olduğu bedensel zararlar, zorunlu sigorta limitleri dahilinde Güvence Hesabı tarafından karşılanabilir.

Maddi hasar (araçtaki hasar) için ise kural olarak doğrudan kusurlu sürücü ve araç işletenine (araç sahibi) karşı talepte bulunmanız gerekir. Anlaşma sağlanamazsa icra takibi veya tazminat davası gündeme gelir. Güvence Hesabı, genel kural olarak plakası bilinen sigortasız araçlarda sadece bedensel zararları üstlenir.

Kaçan ve tespit edilemeyen aracın bedensel zararları için başvuru imkânları

Bazen tüm çabalara rağmen kaçan aracın plakası ve kimliği tespit edilemez. Bu durumda “Ben tamamen sahipsiz mi kaldım?” sorusu akla geliyor. Türk hukukunda bu noktada devreye Güvence Hesabı giriyor.

Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesine göre, sigortalının (yani kazaya sebep olan aracın) tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar Güvence Hesabı kapsamındadır.

Bu şu anlama gelir:

  • Sadece bedensel zararlar (yaralanma, sakatlık, ölüm) için başvuru yapabilirsiniz.
  • Araçtaki maddi hasarınız için Güvence Hesabı ödeme yapmaz; bu zararlar için genellikle dava açmak da pratikte sonuç vermez, çünkü fail belli değildir.
  • Yargıtay ve Güvence Hesabı uygulamasına göre, kazaya gerçekten plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğunu somut delillerle ispat etmeniz gerekir. Sadece “biri çarptı kaçtı” demek yetmez; kaza tespit tutanağı, tanık beyanları, kamera kayıtları gibi delillerle bu durum desteklenmelidir. Aksi halde talebiniz reddedilebilir.

Başvuru için genellikle şu belgeler istenir: resmi kaza tespit tutanağı, hastane ve tedavi raporları, maluliyet raporu (varsa), kimlik ve nüfus kayıt örnekleri, gelir durumunu gösteren belgeler ve olayla ilgili diğer evraklar. Güvence Hesabı’na, zararı ve sorumlu tarafı öğrendiğiniz tarihten itibaren 2 yıl, her hâlükârda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde başvurmanız gerekir.

Özetle: Kaçan ve plakası tespit edilemeyen sigortasız araç durumunda en kritik nokta, olay anında delil toplamak ve bu delillerle kazanın gerçekten böyle bir araçtan kaynaklandığını gösterebilmektir. Bu adımları ne kadar dikkatli uygularsanız, hem Güvence Hesabı’ndan tazminat alma hem de hukuki haklarınızı koruma ihtimaliniz o kadar yükselir.

Karşı tarafın sigortasız olduğunda dikkat etmeniz gereken pratik hukuki adımlar

Kaza tespit tutanağı, ekspertiz ve sağlık raporlarının önemi

Karşı tarafın sigortasız olduğunu öğrenseniz bile, hukuki haklarınızı korumanın temeli belgedir. Bu yüzden ilk adım, duygusal tepki değil, sistemli hareket etmek olmalı.

Kaza tespit tutanağı mutlaka düzenlenmeli ve mümkünse polis çağrılmalıdır. Özellikle yaralanma, ölüm, kamu malına zarar veya taraflar arasında anlaşmazlık varsa polis tutanağı ileride açılacak davalarda çok güçlü delil olur. Tutanakta:

  • Olayın yeri, saati, hava durumu
  • Tarafların beyanları
  • Plakalar, sürücü ve ruhsat bilgileri
  • Görünür hasarlar ve basit kroki açık ve okunaklı şekilde yer almalıdır.

Aracınızdaki zararın boyutunun netleşmesi için ekspertiz raporu önemlidir. Bu rapor, onarım maliyetini, varsa araç değer kaybını ve hasarın kazayla uyumlu olup olmadığını ortaya koyar. Sigorta şirketine, Güvence Hesabı’na ya da mahkemeye başvururken bu rapor, talep ettiğiniz tutarın dayanağı olur.

Eğer kazada yaralanma varsa, mutlaka en kısa sürede sağlık kuruluşuna gidip muayene olun ve ayrıntılı sağlık raporu alın. Acil servis kayıtları, epikriz raporu, istirahat raporu, ameliyat notları gibi belgeler; ileride talep edeceğiniz bedensel zarar ve manevi tazminat için temel delildir. Ağrılarınız hafif bile olsa, “nasıl olsa geçer” deyip rapor almamak, sonradan hak talebini zorlaştırabilir.

Kısacası: tutanak, ekspertiz ve sağlık raporları olmadan hak aramak mümkün ama çok daha zor ve risklidir.

Sigorta şirketine, Güvence Hesabı’na ve mahkemeye başvuru sıralaması

Karşı taraf sigortasız olduğunda, başvuru yolu zararın türüne göre değişir. Genel olarak şu pratik sıralama işinizi kolaylaştırır:

  1. Kendi sigorta şirketiniz
  • Zorunlu trafik sigortanız veya kaskonuz varsa önce kendi sigortanıza başvurursunuz.
  • Kasko, çoğu zaman hasarı öder ve sonra kusurlu sigortasız sürücüye rücu eder.
  • Başvuru sırasında kaza tutanağı, fotoğraflar, ekspertiz raporu ve varsa sağlık raporlarını sunmanız gerekir.
  1. Güvence Hesabı (Güvence Fonu)
  • Karşı tarafın zorunlu trafik sigortası yoksa ve bedensel zarar (yaralanma, sakatlık, ölüm) söz konusuysa, belirli şartlarla Güvence Hesabı devreye girebilir.
  • Önce olayın sigortasız araçtan kaynaklandığını ve kusur durumunu gösteren belgelerle Güvence Hesabı’na yazılı başvuru yapılır.
  • Hesap, belgeleri inceleyip uygun gördüğü zarar kalemleri için ödeme yapar; daha sonra kusurlu sigortasız sürücüye rücu eder.
  1. Mahkeme başvurusu
  • Sigorta şirketi veya Güvence Hesabı talebinizi kısmen ya da tamamen reddederse,
  • Ya da hiç sigorta güvencesi yok ve zararınızı doğrudan karşı taraftan istemek zorundaysanız, o zaman asliye hukuk mahkemesi veya asliye ticaret mahkemesi nezdinde maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz.

Pratik olarak, önce idari ve sigorta yollarını tüketmek, anlaşma sağlanamazsa yargı yoluna gitmek hem masraf hem zaman açısından daha kontrollü bir süreç sağlar.

Zamanaşımı sürelerini kaçırmamak için basit bir zaman planı

Sigortasız kazalarda en çok yapılan hata, “nasıl olsa sonra ilgilenirim” diyerek zamanaşımı sürelerini kaçırmak. Genel kural, trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde:

  • Ceza davası yoksa, zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren 2 yıl,
  • Her hâlükârda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde dava açmanız gerekir.
  • Eğer kazayla ilgili bir ceza davası yürütülüyorsa ve bu suç için öngörülen zamanaşımı süresi 10 yıldan uzunsa, tazminat davası için de o daha uzun süre geçerli olabilir.

Basit bir zaman planı şöyle olabilir:

  • İlk 7 gün:
  • Kaza tutanağı, fotoğraflar, tanık bilgileri, sağlık raporları ve ilk ekspertiz işlemlerini tamamlayın.
  • İlk 1–3 ay:
  • Kendi sigorta şirketinize ve gerekiyorsa Güvence Hesabı’na başvurun.
  • Yazılı cevapları ve ödemeleri takip edin, eksik ödeme görürseniz bunu not alın.
  • İlk 6–12 ay:
  • Uzun süren tedaviler, kalıcı sakatlık veya yüksek maddi zarar varsa, bir avukatla görüşüp dava açma ihtimalini değerlendirin.
  • 2 yıl dolmadan önce:
  • Hâlâ tatmin edici bir ödeme alamadıysanız, zamanaşımı riskine girmeden tazminat davasını açmış olun.

Tarihler konusunda emin değilseniz, kaza tarihini bir yere not edip, takvime “zamanaşımı uyarısı” eklemek ve mümkünse bir hukukçudan kısa da olsa görüş almak, ileride büyük hak kayıplarını önleyebilir.

Böyle bir durumla karşılaşmamak için alabileceğiniz önlemler

Sigortasız bir araçla kazaya karışmak, hem maddi hem de manevi olarak çok yıpratıcı olabilir. İyi haber şu ki, birkaç basit alışkanlıkla bu riski ciddi şekilde azaltabilirsiniz. Aşağıdaki adımlar, hem kendi sigorta durumunuzu hem de aracınızın el değiştirdiği süreçleri daha güvenli hale getirmenize yardımcı olur.

Trafiğe çıkmadan önce kendi poliçelerinizi kontrol etme alışkanlığı

Trafiğe çıkmadan önce zorunlu trafik sigortanızın ve varsa kasko sigortanızın geçerlilik tarihlerini bilmek çok önemli. Bunun için:

  • Poliçenizin bitiş tarihini telefonunuzun takvimine hatırlatıcı olarak kaydedin.
  • Sigorta yenileme döneminde gelen SMS ve e‑postaları “sonra bakarım” diye ertelemeyin, aynı gün içinde kontrol edin.
  • Aracı sık kullanan birden fazla kişi varsa (eş, kardeş vb.), poliçe tarihlerini herkesin bildiğinden emin olun.

Ayrıca, poliçenizdeki teminat limitlerine de göz atmak faydalı olur. Özellikle yüksek tutarlı maddi hasar ve bedensel zarar riskine karşı, mümkün olduğunca geniş teminatlı bir trafik sigortası ve kasko seçmek, ileride çıkabilecek büyük faturaları önleyebilir.

Araç alım–satımında sigorta devamlılığını sağlama

Araç alım satımında en çok gözden kaçan konulardan biri, sigorta devamlılığıdır. Noterden satış yapıldığında, eski sahibin zorunlu trafik sigortası belirli bir süre daha teknik olarak görünse bile, asıl sorumluluk yeni sahibine geçer. Bu yüzden:

  • Aracı satın aldığınız gün, mümkünse aynı gün içinde kendi adınıza zorunlu trafik sigortası yaptırın.
  • Eski poliçenin varlığına güvenmeyin; teminatın kime ve hangi şartlarla uygulandığını mutlaka sorun.
  • Aracı satarken de alıcıya, sigortanın bitiş tarihini ve kendi poliçesini hemen yaptırması gerektiğini açıkça hatırlatın.

Kasko sigortası genellikle araçla birlikte otomatik olarak devrolmaz; çoğu zaman yeni sözleşme yapılması gerekir. Bu ayrıntıyı ihmal etmek, özellikle yüksek bedelli araçlarda ciddi risk yaratır.

Sigortasız araçla trafiğe çıkmanın gerçek mali riskini anlamaya yardımcı kısa örnekler

Sigortasız araç kullanmanın “yakalanırsam ceza öderim”den çok daha ağır sonuçları olabilir. Bunu somutlaştırmak için birkaç basit senaryo düşünelim:

  • Örnek 1 – Maddi hasar: Sigortasız olarak trafikteyken, tamamen sizin kusurlu olduğunuz bir kazada karşı tarafın aracında 300.000 TL’lik hasar oluştuğunu varsayalım. Zorunlu trafik sigortanız olsaydı, bu tutarı poliçe limitleri dahilinde sigorta şirketi ödeyecekti. Sigortasız olduğunuz için bu bedelin tamamı sizden şahsen talep edilir; ödeyemezseniz icra ve haciz süreciyle karşılaşabilirsiniz.

  • Örnek 2 – Bedensel zarar: Yine sigortasızken yaptığınız bir kazada, karşı tarafta kalıcı sakatlık oluştuğunu düşünün. Tedavi giderleri, iş gücü kaybı, sürekli sakatlık tazminatı ve manevi tazminatla birlikte talep edilecek toplam tutar milyonlara ulaşabilir. Zorunlu trafik sigortası bu tür bedensel zararları belirli limitlere kadar karşılarken, sigortasız olduğunuzda bu yük doğrudan sizin ve malvarlığınızın üzerine biner.

  • Örnek 3 – Araçta yolcu veya yaya zararı: Aracınızda yolcu varsa ya da bir yayaya çarptıysanız, onların tedavi ve tazminat hakları da doğar. Sigorta yoksa, bu kişilerin tüm talepleri yine size yönelir. Üstelik bu tür alacaklarda zamanaşımı süreleri uzun olduğundan, yıllar sonra bile karşınıza dava ve icra dosyaları çıkabilir.

Bu örnekler, sigortasız araçla trafiğe çıkmanın “biraz para tasarrufu” değil, aksine hayat boyu sürebilecek borç ve hukuki sorun riski taşıdığını gösteriyor. Düzenli poliçe kontrolü, zamanında yenileme ve alım satımda sigorta devamlılığını sağlama alışkanlığı, kendinizi ve ailenizi bu ağır sonuçlardan korumanın en basit yoludur.

Avukat Desteği Alın

Ankara avukatından danışmanlık ve temsil talepleriniz için bizimle iletişime geçin.