Israrlı takip suçu ve cezası, bir kişiyi ısrarla fiziken takip etmek ya da telefon, mesaj, sosyal medya gibi haberleşme ve iletişim araçlarıyla sürekli temas kurmaya çalışarak onun üzerinde ciddi bir huzursuzluk ve güvenlik endişesi yaratılması durumunda gündeme gelir. Bu davranış artık Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve doğrudan hapis cezası öngörür.
2022’de TCK 123/A maddesiyle getirilen bu düzenleme, özellikle kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere mağduru şiddet ortaya çıkmadan önce korumayı amaçlar. Suçun temel halinde 6 aydan 2 yıla kadar, bazı ağırlaşmış hallerde ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası söz konusudur. Aşağıda, ısrarlı takip suçu ve cezası tüm boyutlarıyla adım adım ele alınacaktır.
Israrlı takip suçu tam olarak neyi ifade ediyor?
Israrlı takip suçu, bir kişiyi istemediği halde peşini bırakmadan, tekrar tekrar rahatsız ederek onun günlük hayatını, huzurunu ve güvenlik duygusunu bozan davranışları ifade eder. Burada önemli olan, tek seferlik bir tartışma ya da mesaj değil; süreklilik gösteren, mağdurun “Artık kendimi güvende hissetmiyorum” noktasına geldiği ısrarlı bir takip ve temas çabasıdır.
TCK 123/A maddesinde israrlı takip nasıl tanımlanıyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesine göre, bir kişiyi ısrarlı bir şekilde fiziken takip etmek veya haberleşme araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler üzerinden temas kurmaya çalışmak suretiyle o kişi üzerinde ciddi huzursuzluk yaratmak ya da kendisi veya yakınlarının güvenliğinden endişe duymasına neden olmak israrlı takip suçunu oluşturur. Bu durumda faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Yani kanun, hem fiziksel takipleri hem de telefon, mesaj, sosyal medya, e‑posta gibi yollarla yapılan ısrarlı rahatsız etmeleri aynı çatı altında toplar.
Israrlı takip ile “huzur ve sükunu bozma” suçu arasındaki fark nedir?
“Huzur ve sükunu bozma” suçu (TCK 123), daha çok rahatsız etme fiilinin kendisine odaklanır; örneğin gece geç saatte sürekli telefonla aramak, kapıya gelip zile basıp kaçmak gibi davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu suçta “sırf huzur bozma” kastı aranır ve tehlike suçu niteliğindedir; yani fiilin yapılması çoğu zaman yeterlidir.
Israrlı takip suçunda ise:
- Davranışların ısrarlı olması,
- Mağdurda ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi doğması,
- Çoğu zaman daha sistematik ve süreklilik arz eden bir takip hali bulunur.
Bu nedenle, bir olay hem huzur ve sükunu bozma hem de israrlı takip unsurlarını taşıyorsa, daha özel düzenleme olan TCK 123/A uygulanır.
Günlük hayatta en sık karşılaşılan israrlı takip örnekleri
Günlük yaşamda israrlı takip suçu çoğu zaman “ısrarcı eski sevgili” ya da “takıntılı hayran” davranışları şeklinde karşımıza çıkar. Uygulamada sık görülen örneklerden bazıları şunlardır:
- Bir kişinin, ayrıldığı eşini ya da sevgilisini sürekli evine, işine, okuluna kadar takip etmesi, her gün yolunu kesmeye çalışması.
- Mağdur açıkça istemediğini söylediği halde, defalarca arama, mesaj atma, sosyal medyadan yazma, engellenince yeni numaralar veya sahte hesaplar açarak devam etme.
- Sürekli aynı otobüse binmek, aynı kafeye gitmek gibi yollarla mağdurun karşısına “tesadüfen” çıkma ve bunu tekrarlama.
- Ortak tanıdıklar üzerinden “Bir konuş, barışalım desin” gibi taleplerle ısrarla haber göndermek.
- Sosyal medya paylaşımlarını anlık takip edip her gönderiye yorum yazmak, beğenmek, özel mesaj atmak; engellenince yeni hesaplarla devam etmek.
Bu tür davranışlar, tek başına bir defa yaşandığında her zaman suç sayılmayabilir; ancak ısrarlı biçimde tekrarlandığında ve mağdurda korku, endişe, huzursuzluk yarattığında TCK 123/A kapsamında israrlı takip suçuna dönüşür.
Israrlı takip suçunun unsurları nelerdir?
Israrlı takip suçunun oluşması için kanunda aranan bazı temel unsurlar vardır. Bunlar kabaca; fail ve mağdur, ısrarlı şekilde tekrarlanan takip veya rahatsız edici davranış, mağdurda korku, endişe veya ciddi huzursuzluk yaratma ve bu davranışların hukuka aykırı olması şeklinde özetlenebilir. Aşağıda bu unsurları tek tek açalım.
Fail kim olabilir, mağdur kim olabilir?
Israrlı takip suçunda fail (suçu işleyen kişi) herkes olabilir. Özel bir sıfat aranmaz. Yani:
- Eski eş, eski sevgili, nişanlı
- Komşu, iş arkadaşı, okul arkadaşı
- Tanımadığınız bir kişi, hatta sosyal medyadan sizi takıntı haline getiren biri
hepsi fail olabilir.
Mağdur da yine herkes olabilir. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı fark etmez. Ancak uygulamada en çok:
- Eski eşe veya birlikte yaşadığı kişiye
- Ayrıldığı sevgiliye
- Komşuya ya da iş arkadaşına
karşı israrlı takip suçunun işlendiği görülür. Çocukların mağdur olduğu hallerde suçun nitelikli hali gündeme gelir ve ceza artar.
Önemli nokta şu: Fail ile mağdur arasında bir duygusal ilişki olması şart değildir. Hiç tanımadığınız birinin sizi sürekli takip etmesi de israrlı takip suçuna yol açabilir.
“Israrlı şekilde” hareket etmek ne demek, tek fiil yeterli mi?
Kanundaki “ısrarlı şekilde” ifadesi, tek seferlik bir davranışın genelde yeterli olmadığı anlamına gelir. Israrlı takipten söz edebilmek için:
- Aynı kişiye yönelik
- Birden fazla kez
- Devamlılık gösteren, tekrarlanan
- Bırak denmesine, engellenmesine rağmen süren
davranışlar aranır.
Örneğin bir kez arayıp rahatsız etmek çoğu durumda israrlı takip sayılmaz, başka suçlar (hakaret, tehdit, huzur ve sükunu bozma gibi) gündeme gelebilir. Ama:
- Defalarca aramak,
- Her gün mesaj atmak,
- Sürekli evinin önüne gelmek,
- Sosyal medyada engellenmesine rağmen farklı hesaplarla tekrar tekrar yazmak
gibi davranışlar “ısrarlı şekilde” hareket etmeye örnektir.
Yine de, tek bir fiil çok ağır ve yoğun ise, örneğin bir günde yüzlerce arama, onlarca mesaj, kapıya gelip uzun süre bekleme gibi, uygulamada bu da ısrarlı takip kapsamında değerlendirilebilmektedir. Burada önemli olan, davranışın takip ve baskı hissi yaratacak yoğunlukta olmasıdır.
Mağdurda korku, endişe ve huzursuzluk aranması ne anlama geliyor?
Israrlı takip suçunun en kritik unsurlarından biri, bu davranışların mağdur üzerinde yarattığı etkidir. Kanun, mağdurda:
- Kendisi veya yakınları açısından güvenliğinden endişe duyması,
- Ciddi bir korku ve kaygı yaşaması,
- Günlük hayatının huzurunun bozulması
gibi sonuçların ortaya çıkmasını arar.
Bu ne demek?
- Kişi artık tek başına eve gitmekten korkuyorsa,
- Sürekli telefonuna bakmaktan, mesaj gelmesinden tedirginse,
- İşe, okula giderken “acaba yine karşıma çıkar mı” diye kaygılanıyorsa,
- Evini, telefon numarasını, sosyal medya hesaplarını değiştirmek zorunda kalıyorsa
mağdurda aranan korku, endişe ve huzursuzluk unsuru büyük ölçüde gerçekleşmiş sayılır.
Burada tamamen “aşırı hassas” bir kişinin duyguları değil, makul bir insanın aynı durumda hissedebileceği korku ve endişe esas alınır. Yani hakim, “aynı durumda ortalama bir kişi de böyle hisseder miydi?” sorusuna bakar.
Fiziksel takip, telefon ve sosyal medya yoluyla takip nasıl değerlendirilir?
Israrlı takip suçu sadece “arkadan gizlice yürüyerek takip etmek” anlamına gelmez. Günümüzde bu suç hem fiziksel ortamda, hem de telefon ve dijital kanallar üzerinden işlenebilmektedir.
Fiziksel takip örnekleri:
- Sürekli mağdurun evinin, işyerinin, okulunun önünde dolaşmak
- Aynı otobüse, metroya bilerek binmek, her gün aynı saatte yolunu kesmek
- Mağdur nereye gitse peşinden gitmek, uzaktan izlemek
Bu tür davranışlar, mağdurda korku ve baskı yaratıyorsa israrlı takip sayılabilir.
Telefonla takip ve rahatsız etme:
- Gece gündüz defalarca aramak
- Açılmayan aramaları ısrarla tekrar etmek
- Israrla sesli arama, görüntülü arama, bilinmeyen numaralardan arama yapmak
sadece “rahatsızlık” boyutunu aşıp, mağdurun güvenliğinden endişe duymasına yol açıyorsa israrlı takip suçuna dönüşebilir.
Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları:
- Engellendikten sonra yeni hesaplar açıp tekrar tekrar mesaj atmak
- Sürekli konum etiketlemek, paylaşımların altına rahatsız edici yorumlar yazmak
- Mağdurun çevresine mesaj atarak baskı kurmak
- Sürekli “görüldü” takibi yapmak, hesap hareketlerini izleyip buna göre mesaj atmak
gibi davranışlar da israrlı takip kapsamında değerlendirilir.
Özetle, ister yüz yüze, ister telefonla, ister sosyal medya üzerinden olsun; tekrarlanan, bırak denmesine rağmen süren ve mağdurda korku, endişe ve ciddi huzursuzluk yaratan her türlü takip ve taciz davranışı, israrlı takip suçunun unsurlarını oluşturabilir.
Israrlı takip suçunun cezası nedir?
Israrlı takip suçu, Türk Ceza Kanunu’na 2022 yılında eklenen TCK 123/A maddesiyle düzenlenmiş, mağdurun günlük hayatını ciddi şekilde bozan bir suçtur. Cezalar, fiilin basit hali mi yoksa nitelikli hali mi olduğuna göre değişir ve bazı durumlarda hâkim, hapis cezası yerine farklı yaptırımlara da gidebilir.
Basit halde israrlı takip suçunun ceza aralığı
TCK 123/A’ya göre israrlı takip suçunun basit halinde öngörülen ceza:
- 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.
Basit halden söz edebilmek için:
- Failin, mağduru ısrarlı şekilde takip etmesi veya
- İletişim araçlarıyla (telefon, mesaj, sosyal medya vb.) **ısrarla rahatsız etmesi
- Bu davranışların mağdurda korku, endişe veya ciddi huzursuzluk yaratması gerekir.
Her olayda ceza aynı olmaz. Hâkim, somut olayda:
- Takibin süresini ve yoğunluğunu
- Mağdurun maruz kaldığı psikolojik baskıyı
- Failin kastını ve pişmanlığını
dikkate alarak 6 ay ile 2 yıl arasında bir ceza belirler.
Hakimin hapis cezasını ertelemesi veya para cezasına çevirmesi mümkün mü?
Israrlı takip suçunun basit halinde verilen hapis cezası, bazı şartlar oluştuğunda:
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
- Cezanın ertelenmesi
- Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi
gibi kurumlarla hafifletilebilir.
Bunun için genel olarak:
- Failin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
- Mahkemenin, failin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması,
- Mağdurun zararının (varsa) giderilmiş olması
gibi şartlar aranır. Bu şartlar her dosyada ayrı ayrı değerlendirilir; yani “otomatik” bir para cezasına çevirme veya erteleme yoktur.
Özellikle:
- Ceza 1 yıl ve altında kalırsa, HAGB ve erteleme ihtimali daha yüksektir.
- Ceza 1 yılın üzerinde ise, HAGB ve erteleme daha sınırlı şekilde uygulanabilir.
Ancak israrlı takip, mağdur üzerinde ciddi psikolojik etki bırakan bir suç olduğu için, mahkemeler son yıllarda bu suça karşı daha hassas davranma eğilimindedir. Bu da her olayda para cezasına çevirme veya erteleme beklenmemesi gerektiği anlamına gelir.
Adli sicil kaydına ve memuriyete etkisi nasıl olur?
Israrlı takip suçundan verilen mahkûmiyet kararı, kesinleştiğinde adli sicil kaydına işlenir. Bu da:
- İş başvurularında,
- Güvenlik soruşturmalarında,
- Özellikle kamu görevine girişte
karşınıza çıkabilecek bir kayıt anlamına gelir.
Bazı önemli noktalar:
- HAGB kararı verilirse: Hüküm açıklanmadığı için adli sicil kaydına mahkûmiyet olarak yazılmaz, ancak arşiv kaydında görünür.
- Cezanın ertelenmesi veya para cezasına çevrilmesi: Yine de bu bir mahkûmiyet kararıdır ve adli sicile işlenir.
- Belirli süreler geçtikten sonra, şartları varsa adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi talep edilebilir.
Memuriyet açısından:
- Israrlı takip suçu, kasıtlı bir suçtur.
- Alınan ceza 1 yıl veya daha fazla hapis ise, birçok kamu görevi bakımından engel oluşturabilir.
- Daha düşük cezalarda bile, özellikle öğretmenlik, kolluk, adliye personeli, çocuklarla çalışan meslekler gibi alanlarda güvenlik soruşturması sırasında ciddi olumsuzluk yaratabilir.
Bu nedenle, “nasıl olsa para cezasına çevrilir, önemli değil” şeklinde düşünmek son derece risklidir. Israrlı takipten doğan bir mahkûmiyet, kişinin meslek hayatını, kariyer planlarını ve kamu görevine giriş imkanını uzun süre etkileyebilir.
Israrlı takip suçunun nitelikli halleri ve artırılmış cezalar
Israrlı takip suçunun bazı durumlarda mağdur üzerindeki etkisi çok daha ağır kabul edilir. Bu haller Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde “nitelikli haller” olarak ayrıca sayılmış ve cezanın artırılması öngörülmüştür. Özellikle çocuklara, eski eşe ya da partnerlere yönelik ısrarlı takip ile mağdurun hayat düzenini kökten değiştiren davranışlar daha ağır yaptırımla karşılaşır.
Çocuğa ya da ayrıldığı eşe karşı işlenen israrlı takipte ceza nasıl artar?
TCK 123/A’ya göre suçun çocuğa karşı işlenmesi halinde verilecek hapis cezası artırılır. Çocuk, 18 yaşını doldurmamış herkesi ifade eder. Çocuğun fiziksel güvenliği kadar psikolojik bütünlüğü de korunmak istenir; bu nedenle mahkemeler çocuk mağdura yönelik ısrarlı takibi oldukça hassas değerlendirir.
Ayrıca suçun, boşandığı eşe, ayrıldığı partnerine veya birlikte yaşadığı kişiye karşı işlenmesi de nitelikli haldir. Uygulamada özellikle boşanma sonrası eski eşin sürekli araması, mesaj atması, iş yerine gitmesi, evinin çevresinde dolaşması gibi davranışlar sık görülür. Bu durumda temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılır ve çoğu zaman hapis cezası ertelenmeden hükmedilebilir.
Bu nitelikli hallerde, hem ceza miktarı artar hem de tutuklama, uzaklaştırma, iletişim yasağı gibi koruma tedbirlerine başvurma ihtimali güçlenir.
Mağdurun işini, okulunu veya konutunu değiştirmesine yol açan haller
Israrlı takip yüzünden mağdurun:
- İşini bırakmak veya iş yerini değiştirmek zorunda kalması
- Okulunu, sınıfını ya da eğitim gördüğü kurumu değiştirmesi
- Evini, hatta bazen şehrini değiştirmesi
gibi sonuçlar doğarsa, bu da kanunda ayrıca ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir.
Burada önemli olan, değişikliğin doğrudan israrlı takip nedeniyle yapılmış olmasıdır. Örneğin mağdur, fail sürekli iş yerine gelip rahatsız ettiği için işten ayrılıyorsa ya da apartman önünde beklemeler nedeniyle evini taşımak zorunda kalıyorsa, mahkeme bu durumu nitelikli hal sayar ve cezayı artırır.
Hakimler, mağdurun hayat düzeninin bozulup bozulmadığını değerlendirirken; tanık beyanları, işten ayrılış belgeleri, taşınma sözleşmeleri, okul değişikliği yazıları gibi delillere bakar.
Uzaklaştırma kararına rağmen devam eden israrlı takipte ne olur?
Aile içi şiddet ve ısrarlı takip vakalarında sıkça başvurulan yollardan biri, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararıdır. Mahkeme veya mülki amir tarafından verilen bu kararla failin mağdura yaklaşması, araması, mesaj atması, sosyal medya üzerinden iletişim kurması yasaklanabilir.
Eğer kişi, hakkında verilmiş uzaklaştırma veya iletişim yasağı kararına rağmen mağduru ısrarlı şekilde takip etmeye devam ederse:
- Öncelikle, koruma kararına aykırılık nedeniyle ayrıca zorlama hapsi gündeme gelebilir.
- Aynı zamanda bu davranışlar, israrlı takip suçunun nitelikli hali sayılarak verilecek hapis cezasının artırılmasına yol açabilir.
- Tekrar eden ihlallerde, savcılık tutuklama talep edebilir; mahkeme de mağdurun güvenliği için daha ağır tedbirlere başvurabilir.
Bu nedenle, “nasıl olsa sadece mesaj attım, bir şey olmaz” düşüncesi son derece risklidir. Uzaklaştırma kararından sonra atılan her adım, hem yeni bir suç oluşturabilir hem de mevcut israrlı takip dosyasında daha ağır bir mahkumiyetle sonuçlanabilir. Mağdur açısından ise, karar ihlal edildiğinde derhal kolluğa veya savcılığa başvurmak hayati önem taşır.
Israrlı takip suçunda şikayet süresi, zamanaşımı ve uzlaşma
Şikayet süresi kaç ay, ne zamandan itibaren işlemeye başlar?
Israrlı takip suçu, TCK 123/A’ya göre şikayete bağlı bir suçtur. Yani savcılığın soruşturma başlatabilmesi için mağdurun şikayetçi olması gerekir.
Bu suçta şikayet süresi 6 aydır. Altı aylık süre, mağdurun:
- Israrlı takip fiilini
- Failin kim olduğunu veya en azından kim olabileceğini
öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Israrlı takip çoğu zaman süreklilik gösteren, yani belli bir dönem boyunca tekrarlanan davranışlardan oluşur. Bu nedenle uygulamada genellikle:
- Takip fiilleri devam ettiği sürece,
- Mağdur son fiili ve faili öğrendiği andan itibaren,
6 aylık şikayet süresinin başladığı kabul edilir.
Mağdur bu süre içinde şikayet etmezse, şikayet hakkı düşer ve kural olarak artık aynı fiiller için ceza soruşturması açılamaz. Ancak takip davranışları daha sonra yeniden başlarsa, bu yeni fiiller için yeniden 6 aylık süre işlemeye başlar.
Şikayet, savcılığa, kolluğa (polis, jandarma) veya mahkemeye sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Önemli olan, mağdurun açıkça “şikayetçiyim” iradesini ortaya koymasıdır.
Dava zamanaşımı süresi ne kadar, süre geçerse ne olur?
Israrlı takip suçunda dava zamanaşımı süresi, suç için öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. TCK 123/A’da temel ceza üst sınırı 2 yıl hapis olduğundan, genel kural olarak 8 yıllık dava zamanaşımı uygulanır. Nitelikli hallerde ceza üst sınırı arttığında da, yine TCK’nın genel hükümlerine göre zamanaşımı süresi hesaplanır; uygulamada israrlı takip için öngörülen cezalar bakımından bu süre genellikle 8 yılı geçmez.
Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten (ısrarlı takip bakımından, takip fiillerinin sona erdiği tarihten) itibaren işlemeye başlar. Bu süre içinde:
- Soruşturma açılmaz,
- Ya da açılan soruşturma/kovuşturma sonuçlanmazsa,
kamu davası düşer ve artık fail hakkında bu suçtan ceza verilemez.
Dava zamanaşımı, bazı işlemlerle (ifade alma, iddianame düzenlenmesi, duruşma yapılması gibi) kesilebilir ve her kesilmeden sonra süre yeniden işlemeye başlar. Ancak toplamda kanunda öngörülen azami süre aşıldığında, yine dava zamanaşımı gerçekleşmiş sayılır.
Bu suçta uzlaştırma ve etkin pişmanlık mümkün mü?
Israrlı takip suçu, uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Yani dosya, uzlaştırma bürosuna gönderilmez; mağdur ile failin uzlaşması halinde bile bu, otomatik olarak ceza davasını düşürmez.
Bununla birlikte, mağdur ile fail arasında sonradan bir anlaşma sağlanması, özür, zararların giderilmesi gibi hususlar:
- Hakimin ceza miktarını belirlerken,
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), erteleme veya seçenek yaptırımlar konusunda takdir kullanırken
lehe değerlendirebileceği unsurlar olabilir.
Israrlı takip suçu için TCK’da özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi yoktur. Yani bazı suçlarda olduğu gibi “zararı giderirse ceza verilmez” şeklinde özel bir hüküm bulunmaz. Ancak failin:
- Takip davranışına son vermesi,
- Mağdurdan özür dilemesi,
- Zarar doğmuşsa bunu telafi etmeye çalışması,
genel hükümler çerçevesinde cezada indirim sebebi olarak dikkate alınabilir.
Özetle:
- Şikayet süresi 6 aydır ve mağdurun fiili ve faili öğrenmesiyle başlar.
- Dava zamanaşımı kural olarak 8 yıldır; bu süre geçerse kamu davası düşer.
- Israrlı takipte uzlaştırma ve özel bir etkin pişmanlık kurumu yoktur; ancak failin pişmanlığı ve davranışları ceza miktarını etkileyebilir.
Israrlı takibe maruz kalan kişi ne yapmalı?
Israrlı takibe maruz kaldığınızda yapmanız gereken en önemli şey, durumu ciddiye almak ve mümkün olduğunca erken hukuki yollara başvurmaktır. Hem ceza davası hem de koruma tedbirleri açısından elinizde ne kadar somut delil olursa, kendinizi o kadar güçlü koruyabilirsiniz.
Delil toplama: mesajlar, arama kayıtları, kamera görüntüleri nasıl saklanmalı?
Israrlı takip suçunda delil çoğu zaman dijital ortamlardan gelir. Bu nedenle:
- Mesajları silmeyin. WhatsApp, SMS, sosyal medya mesajları, e‑postalar olduğu gibi kalsın.
- Ekran görüntüsü alabilirsiniz ama mümkünse orijinal haliyle de saklayın.
- Mesajların tarih ve saatlerinin göründüğü ekran görüntüleri alın; bunları bilgisayarınıza ve harici belleğe yedekleyin.
Telefon aramaları için:
- Arama kayıtlarını silmeyin, numarayı rehbere “israrlı takip” gibi bir isimle kaydedebilirsiniz.
- Arama geçmişinin ekran görüntüsünü alın.
- Eğer mümkünse operatör dökümlerini daha sonra savcılık aracılığıyla da talep etmek mümkündür; ancak siz yine de kendi kayıtlarınızı koruyun.
Kamera ve ses kayıtları:
- Apartman, işyeri, site güvenlik kameralarında görüntü olabileceğini düşünüyorsanız, yönetici veya güvenlik görevlisine hemen haber verin ve kayıtların silinmemesini isteyin.
- Kendi çektiğiniz fotoğraf ve videoları tarih ve saat bilgisiyle saklayın, bulut ortamına da yedekleyin.
- Ses kaydı konusunda, hukuka uygunluk tartışmalı olabileceği için, hayati tehlike veya ciddi tehdit içeren konuşmalarda kendinizi ispatlamak amacıyla alınan kayıtlar bazı durumlarda delil olarak değerlendirilebilmektedir; yine de bu konuda bir avukattan özel görüş almak faydalı olur.
Genel olarak:
- Delilleri asla değiştirmeyin, montaj yapmayın, üzerinde oynama yapmayın.
- Tüm delilleri kronolojik sıraya koyup kısa bir notla (tarih, yer, ne olduğu) açıklamanız, savcılık ve polis için süreci çok kolaylaştırır.
Savcılığa veya polise şikayet dilekçesi verirken nelere dikkat edilmeli?
Israrlı takip suçunda şikayet, yazılı dilekçe ile savcılığa ya da polis/jandarma aracılığıyla tutanak tutturularak yapılabilir. Dilekçede:
- Olayları tarih sırasına göre, mümkün olduğunca net ve sade bir dille anlatın.
- “Beni rahatsız ediyor” demek yerine, somut davranışları yazın:
- “01.10.2025’ten bu yana her gün en az 10 kez arıyor.”
- “Evimin önüne üç kez gelip kapıda bekledi.”
- “Sosyal medyada sahte hesap açarak mesaj atıyor.” gibi.
Dilekçede özellikle şu noktalar yer almalı:
- Şüphelinin kimliği veya bilinen bilgileri (ad, soyad, telefon, sosyal medya hesabı vb.)
- Sizinle olan ilişkisi (eski eş, sevgili, komşu, iş arkadaşı vb.)
- Hangi davranışların ne zamandan beri devam ettiği
- Bu davranışların sizde yarattığı korku, endişe, huzursuzluk ve günlük hayatınıza etkisi (işe gidememe, dışarı çıkmaktan çekinme, adres değiştirme düşüncesi vb.)
- Elinizdeki delillerin neler olduğu ve nerede bulunduğu
Mümkünse:
- Dilekçenizi yazmadan önce kısa bir olay kronolojisi hazırlayın.
- Yanınızda güvendiğiniz bir kişiyle gitmeniz psikolojik olarak sizi rahatlatabilir.
- Dilekçenizin bir örneğini mutlaka isteyin ve saklayın.
Aynı zamanda 6284 sayılı kanun kapsamında hangi koruma tedbirleri istenebilir?
Israrlı takip çoğu zaman kadına yönelik şiddet veya aile içi şiddetle bağlantılı olduğundan, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri talep etmek çok önemlidir. Savcılığa, aile mahkemesine veya kolluğa başvururken, aynı anda şu tür tedbirleri isteyebilirsiniz:
- Uzaklaştırma kararı: Failin konutunuza, işyerinize, okulunuza, sık bulunduğunuz yerlere yaklaşmaması, sizinle iletişim kurmaması (telefon, mesaj, sosyal medya dahil).
- İletişim yasağı: Arama, mesaj, e‑posta, sosyal medya üzerinden her türlü temasın yasaklanması.
- Adres ve kimlik bilgilerinizin gizlenmesi: Gerekli hallerde nüfus kayıtlarınızın gizlenmesi, tebligatların farklı adrese yapılması.
- Geçici koruma (polis koruması) talebi: Ciddi tehdit varsa, belirli süreyle kolluk koruması sağlanması.
- Barınma ve maddi destek tedbirleri: Şiddet riski yüksekse sığınma evi imkanı, geçici maddi yardım gibi önlemler.
Bu tedbirler için:
- Ayrı bir dava açmanız gerekmez; şikayet sırasında “6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talep ediyorum” demeniz yeterlidir.
- Tedbir kararları genellikle ivedi olarak verilir; yani ceza davasının sonucunu beklemeden uygulanabilir.
- Karar çıktıktan sonra, fail bu karara rağmen israrlı takibe devam ederse, bu durum ayrıca ayrı bir suç oluşturur ve ceza ağırlaşabilir.
Kısacası, israrlı takibe maruz kaldığınızda yalnız değilsiniz. Delilleri saklamak, şikayet dilekçesini somut ve ayrıntılı yazmak ve 6284 kapsamındaki koruma tedbirlerini talep etmek, hem güvenliğiniz hem de hukuki sürecin sağlıklı işlemesi için en güçlü adımlardır.
Israrlı takip suçunda yargılama süreci nasıl ilerler?
Israrlı takip suçunda süreç, genelde bir şikayet dilekçesiyle başlar ve savcılığın soruşturma yapması, ardından iddianame düzenlenirse ceza davası açılmasıyla devam eder. Aşağıda bu aşamaları sade bir dille özetleyelim.
Soruşturma aşamasında savcılık neleri inceler, hangi deliller önemlidir?
Soruşturma, mağdurun savcılığa veya kolluğa (polis, jandarma) başvurmasıyla başlar. Savcı, öncelikle şu noktaları araştırır:
- Failin mağduru ısrarlı şekilde takip edip etmediği
- Bu davranışların mağdurda korku, endişe, huzursuzluk yaratıp yaratmadığı
- Eylemlerin TCK 123/A kapsamına girip girmediği
Bu aşamada en önemli deliller genellikle şunlardır:
- Telefon kayıtları, arama dökümleri, mesajlaşma ekran görüntüleri
- Sosyal medya yazışmaları, takip ve engelleme kayıtları
- Güvenlik kamerası görüntüleri, apartman/site kamera kayıtları
- Mağdurun ve tanıkların ifadeleri
- Daha önce verilmiş uzaklaştırma kararları, koruma tedbirleri, tebligatlar
Savcı, bu delillerle eylemlerin sürekliliğini ve mağdur üzerindeki etkisini anlamaya çalışır. Deliller yeterli görülürse iddianame düzenlenir ve dava açılır; yetersiz bulunursa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.
Görevli mahkeme hangisidir, duruşma sürecinde tarafları ne bekler?
Israrlı takip suçu için görevli mahkeme, kural olarak asliye ceza mahkemesidir. İddianame kabul edildiğinde taraflara duruşma günü tebliğ edilir.
Duruşma sürecinde genellikle şu adımlar görülür:
- Hakim, önce sanığın kimlik tespitini yapar ve iddianameyi özetler.
- Mağdurun şikayetçi olup olmadığı, şikayetini sürdürüp sürdürmediği sorulur.
- Sanığın savunması alınır; isterse susma hakkını kullanabilir.
- Mağdurun ayrıntılı beyanı dinlenir; yaşadığı korku, hayatındaki değişiklikler sorulur.
- Tanıklar dinlenir, kamera kayıtları, mesajlar gibi deliller dosyaya alınır ve incelenir.
- Gerekirse ek bilirkişi incelemesi veya ek delil toplanmasına karar verilebilir.
Taraflar, avukatları aracılığıyla delil sunabilir, sorular sorabilir ve beyanlarda bulunabilir. Sürecin sonunda mahkeme, delilleri değerlendirerek hüküm verir.
Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve mahkumiyet ihtimalleri
Mahkeme, deliller ışığında üç temel sonuca varabilir:
- Beraat
- Israrlı takip suçunun unsurları oluşmamışsa
- Eylemler tek seferlik kalmışsa veya mağdurda korku/endişe yarattığı ispatlanamamışsa
- Failin suçu işlediğine dair yeterli, kesin delil yoksa sanık hakkında beraat kararı verilebilir.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
- Suç sabit görülür, ancak ceza belirli bir sınırın altında kalırsa ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti yoksa,
- Mağdurun zararının giderilmesi gibi şartlar sağlanırsa, mahkeme HAGB kararı verebilir. Bu durumda sanık hakkında belirlenen ceza hemen infaz edilmez; genellikle 5 yıllık denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlemezse hüküm hiç açıklanmamış sayılır.
- Mahkumiyet
- Suçun tüm unsurları ispatlanmışsa mahkeme hapis cezasına hükmeder.
- Ceza miktarına, sanığın sabıkasına, pişmanlığına, mağdur üzerindeki etkiye göre alt veya üst sınıra yakın bir ceza belirlenir.
- Şartları varsa ceza ertelenebilir, adli para cezasına çevrilebilir veya denetimli serbestlikten yararlanılabilir.
Sonuç olarak, israrlı takip davasında iyi hazırlanmış deliller, tutarlı mağdur beyanı ve sürecin başından itibaren yapılan başvurular, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli unsurlardır.
Israrlı takip sayılmayan durumlar ve sınırda kalan davranışlar
Her rahatsız edici davranış neden israrlı takip sayılmaz?
Israrlı takip suçu için, kanunda aranan bazı özel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. TCK 123/A’ya göre davranışın ısrarlı olması, yani tekrarlanması ve mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi yaratması şarttır. Tek seferlik, anlık, devamı gelmeyen pek çok rahatsız edici davranış bu nedenle israrlı takip sayılmaz.
Ayrıca davranışın mağdurun istememesine rağmen sürmesi önemlidir. Kişi, karşı tarafın artık iletişim kurmak istemediğini açıkça belirtmişse ve buna rağmen ısrar devam ediyorsa, suç ihtimali güçlenir. Buna karşılık, tarafların aralarında süren bir tartışma, tek seferlik sert bir mesajlaşma ya da yanlışlıkla yapılan kısa süreli aramalar, genellikle israrlı takip kapsamında değerlendirilmez.
Ceza hukuku “son çare” olarak görülür. Bu yüzden, her kaba, kırıcı ya da uygunsuz davranış hemen israrlı takip suçu yapılmaz; önce davranışın yoğunluğu, süresi, tekrar sayısı ve mağdur üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Aşk itirafı, barışma girişimi gibi davranışlar hangi noktada suça dönüşür?
Aşk itirafı, özür dileme ya da barışma girişimi, tek seferlik ve saygılı bir şekilde yapıldığında kural olarak suç değildir. Sorun, karşı taraf “istemiyorum, rahatsız oluyorum, lütfen iletişim kurma” dedikten sonra ısrarın devam etmesiyle başlar.
Örneğin:
- Bir kez mesaj atıp duygularını söylemek,
- Ayrılıktan sonra bir defa arayıp konuşmak istemek, tek başına israrlı takip sayılmaz.
Ancak:
- Defalarca aramak, engellenince farklı numaralardan aramaya devam etmek,
- Reddedildiği halde sürekli kapı önüne gitmek, iş yerine uğramak,
- Çiçek, hediye, not bırakmayı ısrarla sürdürmek,
mağdurda korku, endişe veya ciddi huzursuzluk yaratıyorsa artık “romantik girişim” değil, israrlı takip suçu olarak değerlendirilebilir.
Kısaca, rıza bittiği anda ısrar başlıyorsa, aşk itirafı ya da barışma çabası hukuken korunmaz; tam tersine cezai sorumluluk doğurabilir.
Yanlış anlaşılmaları önlemek için iletişimde nelere dikkat edilmeli?
Hem israrlı takipten korunmak hem de istemeden böyle bir suç şüphesi altında kalmamak için iletişimde bazı noktalara dikkat etmek faydalı olur:
- Sınırları net ifade edin: Rahatsız olduğunuzu, artık görüşmek istemediğinizi açık ve anlaşılır biçimde söyleyin. “Lütfen bir daha arama / yazma” gibi cümleler belirsizliği azaltır.
- Karşı tarafın beyanına saygı gösterin: “Konuşmak istemiyorum” diyen birine ısrarla yazmaya devam etmek, iyi niyetli bile olsa hukuken sorun yaratabilir.
- Duygusal baskıdan kaçının: “Cevap vermezsen kendime zarar veririm, seni rezil ederim” gibi ifadeler hem baskı hem de başka suçların konusuna girebilir.
- Ortak arkadaşları araya sokmayı abartmayın: Bir kez haber iletmek başka, sürekli üçüncü kişiler üzerinden mesaj göndermek bambaşka bir şeydir; ikincisi israrlı takip değerlendirmesine girebilir.
Eğer karşınızdaki kişinin rahatsız olabileceğini hissediyorsanız, bir adım geri çekilmek çoğu zaman en sağlıklı ve güvenli yoldur. Bu hem kişisel saygıyı korur hem de israrlı takip suçuyla ilgili sınırda kalan davranışlardan uzak durmanızı sağlar.
Dijital ortamda israrlı takip: sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları
Dijital ortamda israrlı takip, bir kişiye sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, e‑posta veya diğer bilişim sistemleri üzerinden ısrarla ve tekrar tekrar temas kurmaya çalışma, onu ciddi şekilde huzursuz etme ya da güvenliği konusunda endişeye sevk etme davranışlarını ifade eder. TCK 123/A maddesi, açıkça “haberleşme ve iletişim araçları” ile “bilişim sistemleri” kullanılarak yapılan ısrarlı takibi de suç kapsamına alır.
Sürekli mesaj atmak, engel kaldırıp tekrar eklemek ceza hukukunda nasıl görülüyor?
Bir kişiye WhatsApp, Instagram, X, Telegram vb. üzerinden defalarca mesaj atmak, kişi açıkça istemediğini söylediği halde yazmaya devam etmek, engellendikten sonra farklı hesaplardan tekrar yazmak veya engeli kaldırıp yeniden eklemek, uygulamada ısrarlı takip suçu kapsamında değerlendirilebiliyor.
Burada bakılan temel noktalar:
- Mesajların ısrarlı ve tekrarlı olması
- Mağdurun bu iletişimi istemediğini açıkça belirtmiş olması (yanıt vermemek, “yazma” demek, engellemek vb.)
- Bu ısrarlı mesajların mağdurda ciddi huzursuzluk, korku veya güvenlik endişesi yaratması
Yargı kararlarında, sosyal medya üzerinden günde onlarca mesaj atan, engellenmesine rağmen farklı yollarla yazmaya devam eden kişilerin eylemleri ısrarlı takip suçu kapsamında kabul edilmiştir.
Tek bir “merhaba” mesajı, tek bir arkadaşlık isteği çoğu zaman suç oluşturmaz. Ancak “ısrar” unsuru oluştuğunda, yani davranış en az iki kez tekrarlanıp bir baskı ve rahatsızlık haline dönüştüğünde ceza hukuku devreye girebilir.
Sahte hesaplarla takip etme, konum takibi ve bilişim sistemleri üzerinden gözetleme
Dijital ortamda israrlı takip sadece mesaj atmakla sınırlı değildir. TCK 123/A, bilişim sistemleri kullanılarak temas kurmaya çalışmayı da kapsar.
Bu çerçevede özellikle şu davranışlar önem kazanır:
- Mağdurun engellemesine rağmen sahte (fake) hesaplar açarak tekrar tekrar takip isteği göndermek veya mesaj atmak
- Mağdurun çevrimiçi durumunu, hikayelerini, paylaşımlarını takıntılı biçimde izlemek, sürekli yorum yazmak
- Konum paylaşım uygulamaları, harita servisleri veya casus yazılımlar kullanarak mağdurun nerede olduğunu izlemek, gittiği yerleri takip etmek
- Ortak gruplar, oyun platformları, iş uygulamaları gibi bilişim sistemleri üzerinden ısrarla iletişim kurmaya çalışmak
Bu tür eylemler, mağdurda “beni her yerde izliyor, peşimde” duygusu yaratıyorsa ve bu durum ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesine yol açıyorsa, ısrarlı takip suçu oluşabilir. Özellikle konum takibi ve gizli gözetleme, başka suç tipleriyle (kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal vb.) birlikte de değerlendirilebilir.
Ekran görüntüsü, yazışma kayıtları gibi dijital delillerin önemi ve kullanımı
Dijital ortamda israrlı takipte delil neredeyse tamamen elektronik izlerden oluşur. Savcılık ve mahkeme, ısrarı ve mağdur üzerindeki etkiyi anlamak için şu tür delillere büyük önem verir:
- Mesajlaşma ekran görüntüleri (tarih ve saatler görünür şekilde)
- Sosyal medya mesaj kutusu, takip istekleri, yorumlar
- E‑posta yazışmaları
- Arama kayıtları, arama geçmişi, cevapsız çağrılar
- Konum paylaşımı, harita geçmişi, uygulama bildirimleri
- Gerekirse telefon yedekleri, bulut kayıtları
Bu kayıtların silinmeden, mümkünse orijinal haliyle saklanması çok önemlidir. Ekran görüntüsü alırken:
- Tarih, saat ve kullanıcı adlarının görünür olmasına
- Mesajların kesilmemesine, bağlamın bozulmamasına
- Mümkünse yedekleme (e‑posta ile kendine gönderme, harici belleğe kaydetme) yapılmasına dikkat edilmelidir.
Savcılık, gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle bu dijital delillerin gerçekliğini ve bütünlüğünü kontrol edebilir. Bu nedenle, deliller üzerinde oynama yapmamak, mesajları değiştirmemek veya montaj görüntüler oluşturmamak gerekir; aksi halde hem delilin değeri düşer hem de yeni hukuki sorunlar doğabilir.
Özetle, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden ısrarlı, istenmeyen ve korku yaratan temas girişimleri, sahte hesaplarla takip ve dijital gözetleme, TCK 123/A kapsamında ciddi sonuçlar doğurabilen davranışlardır. Dijital izleri doğru şekilde saklamak ise hem mağdurun korunması hem de gerçeğin ortaya çıkması için hayati önemdedir.
Ankara avukatından danışmanlık ve temsil talepleriniz için bizimle iletişime geçin.