+90 507 195 23 23

Genel Vekaletname ile Avukat Neler Yapabilir?

Yayınlanma: 26 Aralık 2025 • Güncelleme: 18 Ocak 2026 • 25 dk. okuma

Genel vekaletname ile avukat neler yapabilir, müvekkili hangi alanlarda temsil edebilir, genel dava vekaletnamesi hangi işlemleri kapsar ve hangi hallerde ayrıca özel vekaletname gerekir soruları, vekalet vermeden önce mutlaka netleştirilmesi gereken konulardır. Özellikle taşınmaz, şirket ve aile hukuku işlemlerinde sınırların iyi anlaşılması büyük önem taşır.

Bu yazıda; genel vekaletnamenin hukuki niteliğini, avukatın davalarda ve icra takiplerinde sahip olduğu yetkileri, hangi işlemlerde ek özel yetki şart olduğunu ve vekalet verirken nelere dikkat etmeniz gerektiğini sade bir dille anlatacağız. Böylece, hem haklarınızı koruyarak hem de süreci güvenle yöneterek genel vekaletname ile avukat neler yapabilir sorusuna net bir çerçeve elde edeceksiniz.

Genel vekaletname ile avukatın yapabileceklerine genel bakış

Genel vekaletname, avukata müvekkili adına oldukça geniş bir alanda işlem yapma ve onu temsil etme yetkisi veren noter düzenlemeli bir belgedir. Dayanağını Türk Borçlar Kanunu’ndaki vekalet sözleşmesi hükümlerinden ve Avukatlık Kanunu’ndan alır. Genel vekaletname ile avukat, müvekkilin hukuki işlerini takip edebilir, dava açabilir, resmi kurumlarla yazışabilir, icra ve benzeri süreçleri yürütebilir. Ancak bazı işlemler için kanun gereği mutlaka özel yetki gerekir; bu işlemler genel vekaletname ile otomatik olarak kullanılamaz.

Genel vekaletname hangi iş ve işlemleri kapsar?

Genel vekaletname, metninin içeriğine göre değişmekle birlikte genelde şu alanları kapsar:

  • Her türlü dava ve takipte temsil
  • Resmi daireler, mahkemeler ve icra daireleri nezdinde başvuru ve dilekçe verme
  • Tebligat alma, evrak imzalama, duruşmalara katılma
  • Delil sunma, tanık bildirme, bilirkişi talep etme, keşif isteme
  • Kanun yollarına (istinaf, temyiz, karar düzeltme vb.) başvurma

Uygulamada avukatlar için düzenlenen genel vekaletnamelerde, bu yetkiler çoğu zaman uzun ve ayrıntılı bir paragraf halinde sayılır. Metinde yazılı olmayan, özellikle malvarlığını doğrudan etkileyen bazı işlemler ise ayrıca ve açıkça belirtilmedikçe kullanılamaz.

Genel vekaletname ile genel dava vekaletnamesi arasındaki fark nedir?

Kavramlar bazen karışsa da aslında iki farklı odak vardır:

  • Genel vekaletname daha geniştir; sadece davaları değil, müvekkilin çeşitli hukuki ve idari işlerini de kapsayabilir. Örneğin banka, vergi dairesi, belediye, ticari sözleşmeler gibi alanlarda da temsil yetkisi içerebilir.
  • Genel dava vekaletnamesi ise özellikle yargı mercilerindeki iş ve işlemler için verilir. Avukata, müvekkilin açtığı ve açacağı ya da ona karşı açılan tüm davaları ve icra takiplerini yürütme yetkisi tanır.

Özetle, genel dava vekaletnamesi yargılama ve takip süreçlerine odaklı, “tüm davalarımda beni temsil et” anlamına gelir. Genel vekaletname ise hem dava hem de dava dışı pek çok hukuki işlemi kapsayabilen, daha geniş çerçeveli bir yetkilendirmedir. Ancak her ikisinde de, sulh, ibra, feragat, taşınmaz satışı gibi özel yetki gerektiren işlemler için metne ayrıca açık ifade konulması zorunludur; sadece “genel” denmiş olması bu işlemler için tek başına yeterli sayılmaz.

Avukat genel vekaletname ile hangi davaları açabilir ve takip edebilir?

Genel dava vekaletnamesi, avukata müvekkil adına her türlü dava ve takip işini başlatma, yürütme ve sonuçlandırma yetkisi verir. Ancak bu yetkinin sınırları, hem vekaletnamedeki ifadelerle hem de kanunun “özel yetki” aradığı hallerle belirlenir. Yani genel vekaletname, kural olarak davaları açmaya ve takip etmeye yeterlidir; fakat sulh, feragat, ibra gibi bazı kritik işlemler için ayrıca özel yetki gerekir.

Dava açma, cevap verme ve tüm yargılama sürecini yürütme yetkisi

Genel dava vekaletnamesi olan bir avukat, müvekkili adına:

  • Yeni bir dava açabilir
  • Açılmış davaya cevap dilekçesi verebilir
  • Ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama duruşmalarına katılabilir
  • Ara kararların gereğini yerine getirebilir
  • Karar sonrası işlemleri takip edebilir

Bu kapsamda avukat, dilekçe hazırlama, duruşmaya girme, beyan ve savunma yapma, delil sunma, karşı tarafın iddialarına cevap verme gibi tüm yargılama faaliyetlerini müvekkil adına yürütebilir. Genel vekaletname, normalde “her türlü dava ve takipte temsil” gibi geniş bir ifade içerdiği için, hukuk, ceza, idare, iş, tüketici, aile gibi farklı yargı alanlarındaki davaların büyük kısmında avukata temsil yetkisi sağlar.

Ancak davanın konusuna göre, boşanma, soybağı, tanıma–tenfiz, mal rejimi tasfiyesi gibi bazı işlerde vekaletnamede özel ifadeler aranabilir. Bu durumda genel vekaletname tek başına yeterli olmayabilir; metinde özellikle o dava türüne ilişkin yetkinin yazılması gerekir.

İcra takipleri başlatma ve devam eden takipleri yönetme

Genel vekaletname, çoğu zaman avukata icra takibi başlatma ve yürütme yetkisini de verir. Avukat, bu yetkiyle:

  • İlamsız veya ilamlı icra takibi açabilir
  • Ödeme emri tebliği sonrası itirazlara cevap verebilir, itirazın kaldırılması veya iptali davası açabilir
  • Haciz talep edebilir, haciz mahalline gidebilir, haciz tutanaklarına şerh düşebilir
  • Satış talebinde bulunabilir, paranın paylaştırılması sürecini takip edebilir

Burada önemli nokta, para tahsili ve makbuz imzalama gibi işlemler için vekaletnamede ayrıca “ahzu kabz” yetkisinin bulunmasının çoğu zaman arandığıdır. Genel dava vekaletnamesi, tek başına her zaman tahsil yetkisini kapsamaz; metindeki ifadelere bakmak gerekir. Yani avukat, genel vekaletname ile takibi yürütebilir ama tahsilat ve parayı teslim alma kısmında özel yetki aranabilir.

Temyiz, istinaf, karar düzeltme gibi kanun yollarına başvurma

Genel vekaletname, avukata kanun yollarına başvurma konusunda da geniş bir hareket alanı tanır. Avukat, müvekkil adına:

  • Bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapabilir
  • Yargıtay’a temyiz dilekçesi sunabilir
  • Şartları varsa karar düzeltme talebinde bulunabilir
  • İcra hukukunda ve idari yargıda öngörülen diğer kanun yollarını kullanabilir

Bu işlemler, yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, genel dava vekaletnamesi genellikle yeterli kabul edilir. Yine de, kararı kabullenme, feragat, sulh olma, ibra etme gibi sonuç doğuran irade beyanları için kanun özel yetki arar. Bu nedenle, avukatın kanun yoluna başvurmama veya davadan vazgeçme gibi kritik kararları tek başına alabilmesi için vekaletnamede açık ve özel ifadeler bulunması gerekir.

Özetle, genel vekaletname ile avukat, müvekkil adına davanın başından sonuna kadar tüm yargılama ve takip sürecini teknik anlamda yürütebilir; fakat davanın kaderini kökten değiştiren bazı işlemler için ayrıca özel yetki şartı her zaman akılda tutulmalıdır.

Genel vekaletname ile mümkün olan ama çoğu kişinin bilmediği avukat yetkileri

Genel vekaletname çoğu zaman “sadece dava açmaya yarıyor” gibi algılansa da, metnin kapsamına göre avukata oldukça geniş hareket alanı tanıyabilir. Özellikle klasik “genel dava ve icra vekaletnamesi” formatında düzenlenen bir vekaletname, avukata yalnızca mahkemelerde değil, pek çok resmi kurum önünde de sizin adınıza işlem yapma imkanı verir. Aşağıdaki başlıklarda, genel vekaletname ile mümkün olan ama çoğu kişinin farkında olmadığı yetkileri özetleyelim.

Resmi daireler ve mahkemeler nezdinde her türlü başvuru ve dilekçe işlemleri

Genel vekaletname ile avukat, yalnızca dava dilekçesi hazırlamakla sınırlı değildir. Vekaletnamede yer alan “her türlü resmi daire, kurum ve kuruluşlar nezdinde temsil, başvuruda bulunma, dilekçe verme” benzeri ifadeler sayesinde:

  • Vergi dairesi, nüfus müdürlüğü, belediye, sosyal güvenlik kurumu gibi yerlerde sizin adınıza başvuru yapabilir,
  • İdari makamlara itiraz dilekçeleri sunabilir,
  • Mahkemelere ara talepler, ek beyanlar, süre uzatım talepleri gibi pek çok dilekçeyi sizin adınıza verebilir.

Bu sayede, her küçük işlem için sizin bizzat kuruma gitmeniz gerekmez; avukatınız süreci takip eder, eksik evrakları tamamlar, resmi yazışmaları yürütür.

Delil toplama, keşif talebi, tanık ve bilirkişi gösterme yetkisi

Genel vekaletname, avukata delil toplama ve delillerle ilgili taleplerde bulunma konusunda da geniş yetki sağlar. Avukatınız:

  • Mahkemeden keşif yapılmasını isteyebilir,
  • Tanık listesi sunabilir, tanıkların dinlenmesini talep edebilir,
  • Bilirkişi incelemesi talep edebilir, bilirkişi raporuna itiraz edebilir,
  • Kurumlardan belge ve kayıtların celbini (mahkeme aracılığıyla getirtilmesini) talep edebilir.

Bu yetkiler, davanın ispat aşamasında son derece kritiktir. Çoğu müvekkil, tanık gösterme veya keşif isteme gibi adımlar için ayrıca özel bir vekaletname gerektiğini düşünür; oysa genel dava vekaletnamesi, metninde aksi bir sınırlama yoksa, bu işlemler için yeterlidir.

İhtiyati tedbir ve haciz talep etme, haciz işlemlerini yürütme

Genel vekaletname ile avukat, dava açarken veya icra takibi başlatırken, alacağın güvence altına alınması için ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Uygulamada bu, örneğin:

  • Borçlunun banka hesaplarına, taşınır mallarına veya belirli taşınmazlarına geçici bloke konulmasını istemek,
  • Devam eden bir davada, dava konusu malın devrinin önlenmesini talep etmek şeklinde karşımıza çıkar.

İcra takibi başladıktan sonra da avukat, haciz talep edebilir, haciz mahalline icra memuru ile birlikte gidip işlemleri takip edebilir, haczedilen malların satış sürecini izleyebilir. Bu işlemler için ayrıca özel bir “haciz vekaleti” aranmaz; genel icra vekaletnamesi çoğu durumda yeterlidir.

Tebligat alma, evrak imzalama ve takip dosyalarını izleme

Genel vekaletname ile avukat, sizin adınıza tebligat almaya yetkili hale gelir. Bu ne sağlar?

  • Mahkeme veya icra dairesinden gelen tebligatlar doğrudan avukata yapılır,
  • Siz adres değiştirseniz bile, avukatınızın bürosuna yapılan tebligatlar geçerli sayılır,
  • Böylece süreler kaçmaz, itiraz ve başvuru hakları zamanında kullanılabilir.

Ayrıca avukat, vekaletname kapsamında:

  • Duruşma tutanaklarını, icra dosyası evraklarını imzalayabilir,
  • Dosya inceleyebilir, fotokopi alabilir,
  • Harç, masraf ve gider avansı yatırma işlemlerini sizin adınıza yapabilir.

Sonuç olarak, iyi düzenlenmiş bir genel vekaletname, avukatın yalnızca “duruşmaya giren kişi” olmasından çok daha fazlasını ifade eder; tüm yargısal ve idari süreci sizin adınıza uçtan uca yönetebilmesine imkan tanır. Bu yüzden vekaletnameyi imzalamadan önce kapsamını bilmek ve anlamadığınız ifadeleri mutlaka avukatınıza sormak önemlidir.

Avukatın mutlaka özel yetki gerektiren işlemleri nelerdir?

Genel vekaletname, avukata çok geniş bir hareket alanı verse de bazı işlemler kanunen “özel yetki” olmadan yapılamaz. Bu sınırlar hem Türk Borçlar Kanunu m.504 hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.74’te açıkça sayılmıştır.

Bu işlemler, müvekkilin menfaatini kökten etkileyen, çoğu zaman geri dönüşü zor sonuçlar doğuran adımlardır. Bu yüzden vekaletnamede özellikle yazılmaları gerekir.

Genel vekaletname ile yapılamayan, vekaletnamede ayrıca yazılması gereken işlemler

Genel vekaletname verilmiş olsa bile, avukat aşağıdaki işlemleri açıkça yetki verilmedikçe yapamaz:

  • Sulh olmak, karşı tarafla uzlaşmak
  • Davadan veya kanun yolundan feragat etmek
  • Davayı kabul etmek, karşı tarafı ibra etmek
  • Hakeme / tahkime başvurmak, tahkim sözleşmesi yapmak
  • Konkordato talep etmek, konkordatoya muvafakat etmek
  • Müvekkilin iflasını istemek
  • Haczi kaldırmak
  • Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına (arabuluculuk vb.) başvurmak
  • Yargılamanın iadesi istemek
  • Hakimlerin fiilleri nedeniyle devlet aleyhine tazminat davası açmak
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açmak ve takip etmek (açıkça yazılmadıkça)

Bunlara ek olarak, TBK m.504 uyarınca; taşınmaz devri ve sınırlanması, bağışlama, kefalet, kambiyo taahhüdü (çek, bono, poliçe düzenleme), iflas ve konkordato gibi işlemler için de özel yetki şarttır.

Sulh olma, ibra etme, davayı kabul ve davadan feragat için hangi ifade şart?

Sulh, ibra, davayı kabul ve davadan feragat, davanın sonucunu doğrudan belirleyen, çoğu zaman “artık bu iş bitti” etkisi yaratan işlemlerdir. Bu nedenle vekaletnamede:

  • “Sulh olmaya, ibra etmeye, davayı kabul ve davadan feragate yetkilidir.” gibi açık ve tereddüde yer bırakmayan bir ifade bulunması gerekir.

Yargı uygulamasında, sadece “genel vekalet” veya “dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir” ibaresi, bu ağır sonuçlu işlemler için yeterli görülmez. HMK m.74, bu işlemler için “açıkça yetki verilmemiş ise vekil sulh olamaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez” diyerek bu zorunluluğu netleştirir.

Bu nedenle, böyle bir yetki vermek istemiyorsanız, vekaletname metnini imzalamadan önce bu kısımları özellikle kontrol etmek önemlidir.

Hakimin reddi, tahkim, konkordato ve iflas isteminde özel yetki zorunluluğu

Bazı işlemler, yargılamanın seyrini veya müvekkilin mali durumunu kökten değiştirdiği için ayrıca korunmuştur:

  • Hakimin reddi: Hakimin tarafsızlığına itiraz, davanın gidişatını ciddi biçimde etkiler. HMK m.74, hakimin reddi için özel yetki arar.
  • Tahkim / hakem sözleşmesi: Devlet mahkemeleri yerine hakem yoluna gitmek, yargı yolunun tamamen değişmesi demektir. Bu nedenle vekaletnamede “tahkim sözleşmesi yapmaya, hakeme başvurmaya yetkilidir” benzeri açık bir ibare bulunmalıdır.
  • Konkordato ve iflas istemi: Konkordato veya iflas talebi, müvekkilin tüm malvarlığını ve ticari itibarını etkileyen ağır sonuçlu işlemlerdir. TBK m.504 ve HMK m.74, bu talepler için özel yetki şartını açıkça vurgular.

Genel vekaletname, bu işlemleri kapsamaz; mutlaka ayrıca ve açıkça yazılmaları gerekir.

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar (boşanma, soybağı vb.) için özel yetki gerekliliği

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, kişinin şahsına, aile hayatına ve kişilik alanına doğrudan dokunan haklardır. Örneğin:

  • Boşanma, evliliğin iptali
  • Soybağının reddi veya kurulması
  • Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi (özellikle kimlik, cinsiyet, ad-soyad gibi kişilikle yakından ilgili haller)

HMK m.74’e göre, bu tür davalarda avukat, “hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça” bu davaları açamaz ve takip edemez.

Bu nedenle, örneğin boşanma için vekalet veriyorsanız, vekaletnamede:

  • “Müvekkil adına boşanma davası açmaya, takip etmeye, feragate, kabul ve sulhe…”

gibi, hem davayı hem de olası sulh ve feragat ihtimallerini kapsayan açık bir ifade bulunması gerekir.

Özetle, genel vekaletname avukata geniş bir çerçeve sunsa da; sulh, ibra, feragat, kabul, tahkim, konkordato, iflas ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar söz konusu olduğunda, kanun açıkça özel yetki arar. Vekaletnameyi imzalamadan önce bu yetkilerin yazılı olup olmadığını görmek, ileride yaşanabilecek sürprizleri büyük ölçüde önler.

Malvarlığı, para ve banka işlemlerinde avukat genel vekaletname ile neler yapabilir?

Genel vekaletname, özellikle içinde “ahzu kabz” ve benzeri mali yetki ifadeleri varsa, avukata müvekkil adına para tahsil etme, ödeme alma, makbuz imzalama ve bazı borç ilişkilerini yürütme imkanı verir. Ancak bu yetkiler sınırsız değildir; vekaletnamenin metni ve Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yorumlanır. Bu yüzden hangi paraların tahsil edilebileceği ve hangi işlemlerin yapılabileceği, vekaletnamedeki ifadelere göre değişir.

Ahzu kabz yetkisi varsa avukat müvekkil adına hangi paraları tahsil edebilir?

Vekaletnamede “ahzu kabza, tahsile, makbuz vermeye yetkilidir” gibi bir ifade varsa, avukat kural olarak müvekkilin o vekaletname kapsamındaki iş ve davalardan doğan alacaklarını tahsil edebilir. Buna örnek olarak:

  • Açılan davada hükmedilen tazminat, alacak, kira, işçilik alacağı gibi paralar
  • İcra takibinde borçlunun ödediği bedeller
  • Karar ve ilam harcı iadesi, gider avansı iadesi gibi yargılama giderlerinden doğan alacaklar

gösterilebilir.

Genel kural, avukatın vekalet verilen işten doğan paraları tahsil edebilmesidir. Vekaletnamede açıkça yazmayan, tamamen farklı bir hukuki ilişkiye ait (örneğin müvekkilin ticari ortağından olan alacağı gibi) paralar için ayrıca ve açık yetki verilmesi gerekebilir. Ayrıca avukatın tahsil ettiği parayı, müvekkile gecikmeksizin bildirme ve hesap verme yükümlülüğü vardır; bu para avukatın değil, müvekkilin malvarlığıdır.

Banka, icra dairesi ve kamu kurumlarından ödeme alma ve makbuz imzalama

Genel vekaletnamede ahzu kabz ve tahsil yetkisi varsa, avukat çoğu durumda:

  • İcra dairesinden dosya alacağı, satış bedeli, iade edilen teminat gibi ödemeleri alabilir,
  • Mahkeme veznesinden veya adliye veznelerinden müvekkil adına yatırılmış paraları çekebilir,
  • Kamu kurumlarından (SGK, vergi dairesi, belediye vb.) müvekkil lehine ödenen bedelleri teslim alabilir,
  • Bu ödemeler için makbuz, alındı, tutanak imzalayabilir.

Banka nezdindeki işlemlerde ise sınır daha hassastır. Genel vekaletname ve ahzu kabz yetkisi, çoğu zaman:

  • Belirli bir dava veya icra dosyası kapsamında bankaya yatırılmış paranın çekilmesi,
  • Mahkeme veya icra dairesi talimatıyla açılan hesaplardan ödeme alınması

için yeterli görülür. Buna karşılık, müvekkilin mevduat hesabını kapatma, kredi kullanma, hesaplar arasında serbestçe para transferi yapma gibi işlemleri için genellikle ayrıntılı ve özel düzenlenmiş bir vekaletname aranır. Bankalar, kendi iç mevzuatları gereği, riskli gördükleri işlemlerde daha açık ve sınırlı yetki talep edebilir.

Mal beyanında bulunma, borç yapılandırma ve taksitlendirme görüşmeleri yürütme

Genel vekaletname, özellikle icra ve dava takiplerine ilişkin yetkiler içeriyorsa, avukat müvekkil adına:

  • İcra dairesine mal beyanında bulunabilir,
  • Borçlu veya alacaklı tarafla borç yapılandırma, taksitlendirme, ödeme planı görüşmeleri yapabilir,
  • Bu görüşmeler sonucunda ödeme planı protokolü imzalayabilir.

Burada önemli nokta, yapılandırma veya taksitlendirme sırasında borcun miktarını kabul etme, faizten feragat, alacaktan indirim gibi sonuçlar doğuran işlemlerin, çoğu zaman “sulh” veya “ibra” niteliği taşıyabilmesidir. Bu tür sonuçlar doğuracak anlaşmalar için, vekaletnamede “sulh olmaya, ibra etmeye, borcu kabule, taksitlendirmeye” benzeri özel yetki ifadelerinin bulunması güvenli olur.

Özetle, genel vekaletname ve ahzu kabz yetkisi, avukata malvarlığı ve para işlemlerinde geniş bir hareket alanı sağlar; ancak yüksek meblağlı, borcun kapsamını değiştiren veya müvekkilin malvarlığını önemli ölçüde etkileyen işlemlerde, vekaletnamenin metni mutlaka dikkatle okunmalı ve gerekiyorsa ek özel yetki düzenlenmelidir.

Taşınmaz, araç ve benzeri mal satışlarında genel vekaletname avukata yeter mi?

Genel vekaletname, avukata çok geniş temsil yetkisi verse de, satış, bağış, ipotek gibi malvarlığını doğrudan etkileyen işlemler söz konusu olduğunda çoğu zaman tek başına yeterli değildir. Türk Borçlar Kanunu ve uygulamada yerleşmiş Yargıtay kararları, özellikle taşınmaz ve araç satışlarında açık, tereddütsüz ve özel yetki aranması gerektiğini kabul eder.

Bu nedenle “genel vekaletname verdim, avukatım her şeyi yapabilir” düşüncesi, mal satışı ve devri söz konusu olduğunda ciddi riskler barındırır. Aşağıda özellikle taşınmaz ve araç işlemlerinde neden özel düzenleme gerektiğini ve geniş yetkili vekaletname hazırlanırken hangi ifadelere dikkat edilmesi gerektiğini özetleyelim.


Taşınmaz satışı, bağış ve ipotek için neden mutlaka özel düzenleme şart?

Taşınmazlar (daire, arsa, işyeri, tarla vb.) üzerindeki tasarruf işlemleri resmi şekle tabi ve yüksek ekonomik değere sahip olduğu için, kanun koyucu ve yargı, bu işlemlerde vekilin yetkisinin açıkça gösterilmesini şart koşar.

Bu yüzden genel bir “dava ve takip işlerinde temsil” yetkisi, tek başına şu işlemler için yeterli görülmez:

  • Tapuda taşınmaz satışı yapmak
  • Taşınmazı bağışlamak
  • Taşınmaz üzerine ipotek tesis etmek
  • Taşınmazı bir başkasına devretmek veya devrini taahhüt etmek

Uygulamada tapu müdürlükleri, vekaletnamede mutlaka şu unsurları arar:

  • İşlemin türü: satış, bağış, ipotek, trampa gibi
  • İşlemin konusu: belirli taşınmaz veya taşınmazlar
  • Çoğu zaman taşınmazın açık tanımı: il, ilçe, mahalle, ada, parsel, bağımsız bölüm bilgileri

Bu ayrıntılar yoksa, tapu memuru işlemi yapmayabilir ya da sonradan işlem geçerliliği tartışma konusu olabilir. Ayrıca bağış ve ipotek gibi işlemler, müvekkilin borç altına girmesine veya karşılıksız mal devrine yol açtığı için, Yargıtay bu tür tasarruflarda “özel ve açık yetki” aramayı özellikle vurgular.

Kısaca, taşınmaz satışı, bağış ve ipotek için noterde düzenlenen, işlemi ve taşınmazı açıkça gösteren özel vekaletname verilmesi en güvenli ve çoğu zaman zorunlu yoldur.


Araç alım–satım işlemlerinde genel vekaletnamenin sınırları

Araç alım satımı, taşınmaz kadar sıkı olmasa da, yine ekonomik değeri yüksek bir işlem olduğu için genel vekaletname ile her zaman sorunsuz yürütülemeyebilir.

Noterler genellikle şu ayrımı yapar:

  • Sadece “dava ve icra takiplerinde temsil” içeren bir genel vekaletname, araç satışı için yeterli görülmez.
  • Vekaletnamede “araç alım satımı yapmaya, noterlerde satış sözleşmesi imzalamaya” benzeri bir ifade varsa, bu çoğu zaman yeterli kabul edilir.
  • Bazı noterler, özellikle belirli bir araca ilişkin işlem yapılacaksa, plaka veya şasi numarasının vekaletnamede yer almasını isteyebilir.

Ayrıca, avukatın müvekkil adına araç satarken bedeli tahsil etmesi de ayrı bir yetki konusudur. Bunun için vekaletnamede “satış bedelini tahsil etmeye, makbuz almaya, banka işlemlerini yapmaya” dair ahzu kabz yetkisinin de açıkça yazılması gerekir.

Bu nedenle, araç alım satımı planlanıyorsa, genel vekaletnameye ek olarak araç işlemlerine özgü, açık ifadeler içeren bir düzenleme yapılması hem hukuken hem de pratikte büyük kolaylık sağlar.


Geniş yetkili vekaletname verilirken dikkat edilmesi gereken ifadeler

Geniş yetkili bir vekaletname hazırlanırken, özellikle malvarlığına ilişkin işlemler için kullanılan her kelime önemlidir. Küçük bir ifade farkı, avukata hiç düşünmediğiniz kadar geniş bir tasarruf alanı açabilir ya da tam tersi, ihtiyaç duyulan işlemi yapmasını engelleyebilir.

Dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar:

  • İşlemin türü mutlaka yazılmalı: “Taşınmazlarımı satmaya, devretmeye, bağışlamaya, ipotek etmeye” gibi net fiiller kullanılmalı. Sadece “tasarrufta bulunmaya” demek çoğu zaman yeterli görülmez.

  • Konu mümkün olduğunca belirli olmalı: Belirli bir taşınmaz veya araç için yetki veriliyorsa, tapu veya araç bilgileri eklenmeli. Tüm malvarlığı için genel yetki verilecekse, bu da açıkça “Türkiye genelindeki tüm taşınmazlarım ve araçlarım hakkında” gibi ifadelerle belirtilmeli.

  • Ahzu kabz ve sulh gibi özel yetkiler ayrı ayrı yazılmalı: Satış bedelini tahsil, banka işlemleri, uzlaşma, feragat gibi işlemler için ileride sorun yaşamamak adına, bu yetkiler tek tek sayılmalı.

  • Süre ve kapsam sınırlaması düşünülmeli: İsterseniz “şu dosya ile sınırlı”, “şu taşınmazla sınırlı” veya “şu tarihe kadar geçerli” gibi sınırlayıcı cümleler eklenebilir. Bu, özellikle geniş yetkili vekaletname verirken güvenlik sağlar.

  • “Dilediği bedelle satmaya” gibi ifadelerin sonuçları iyi düşünülmeli: Böyle bir cümle, avukata piyasa değerinin çok altında satış yapma serbestisi de verebilir. Bu nedenle bedel konusunda “rayiç bedel üzerinden” veya “şu tutardan aşağı olmamak üzere” gibi koruyucu kayıtlar eklenmesi düşünülebilir.

Özetle, taşınmaz, araç ve benzeri mal satışlarında genel vekaletname çoğu zaman başlangıç için yeterli değildir. Asıl önemli olan, vekaletname metninin ihtiyaç duyulan işlemleri açık, anlaşılır ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlemesidir. Tereddüt halinde, imzalamadan önce avukatınızdan metni satır satır açıklamasını istemek, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların büyük kısmını daha baştan önler.

Avukatın genel vekaletname ile başka avukata yetki devretmesi (tevkil)

Tevkil yetkisi nedir, genel vekaletnamede nasıl yazılırsa geçerli olur?

Tevkil, kısaca avukatın kendisine verilen vekalet yetkisini tamamen veya kısmen başka bir avukata devretmesi ya da onunla paylaşmasıdır. Türk Borçlar Kanunu ve Avukatlık Kanunu çerçevesinde, avukat kural olarak işi bizzat takip eder; ancak vekaletnamede tevkil yetkisi açıkça verilmişse, başka bir avukatı da dosyaya dahil edebilir.

Genel vekaletnamede tevkil yetkisinin geçerli olması için metinde genellikle şu anlamı taşıyan açık bir ifade bulunması gerekir:

  • “Dilediği avukata tevkil ve azle yetkilidir.”
  • “Başka avukatları tevkil, azil ve ibra etmeye yetkilidir.”
  • “Vekalet vermeye ve verilen vekaleti geri almaya yetkilidir.”

Bu tür bir cümle yoksa, avukatın kendi inisiyatifiyle dosyayı başka bir avukata devretmesi hukuken tartışmalı hale gelir. Noterlerce düzenlenen genel dava vekaletnamelerinde çoğu zaman tevkil yetkisi hazır şablon içinde yer alır; yine de imzalamadan önce bu kısmın gerçekten yazılı olup olmadığını kontrol etmek önemlidir.

Avukat hangi durumlarda dosyayı başka avukata devredebilir ya da birlikte çalışabilir?

Tevkil yetkisi bulunan bir genel vekaletname ile avukat:

  • Aynı şehirdeki bir meslektaşıyla birlikte çalışabilir,
  • Farklı şehirdeki bir avukata dosyayı takip ettirebilir,
  • Sadece belirli işlemler (örneğin duruşmaya girme, icra dosyasını takip etme) için yardımcı bir avukat görevlendirebilir.

Uygulamada tevkil özellikle şu durumlarda kullanılır:

  • Dava veya icra takibi başka bir ilde görülüyorsa ve asıl avukat her duruşmaya fiilen gidemiyorsa,
  • Dosya kapsamlı, teknik veya yoğun ise ve ekip halinde çalışmak gerekiyorsa,
  • Avukatın sağlık, seyahat, iş yoğunluğu gibi nedenlerle belirli bir süre dosyaya bizzat katılamayacağı öngörülüyorsa.

Tevkil, müvekkilin haklarını zayıflatmak için değil, işin daha etkin ve hızlı yürütülmesi için kullanılan bir araçtır. Asıl sorumluluk ise kural olarak ilk vekaleti alan avukatın üzerinde devam eder.

Müvekkilin rızası ve bilgilendirilmesi gereken haller

Genel vekaletnamede tevkil yetkisi bulunsa bile, iyi niyetli ve özenli bir avukatlık ilişkisi için müvekkilin bilgilendirilmesi çok önemlidir. Özellikle:

  • Dosya tamamen başka bir avukata bırakılacaksa,
  • Yeni avukat duruşmalara düzenli olarak girecekse,
  • Ücret paylaşımı veya ek ücret talebi söz konusu olacaksa,

müvekkilin önceden haberdar edilmesi ve mümkünse yazılı onayının alınması güvenli bir yoldur.

Müvekkil, “Ben dosyamı sadece senin takip etmeni istiyorum, başka avukat istemiyorum” diyorsa, bu talimat da dikkate alınmalıdır. Böyle bir durumda, tevkil yetkisi vekaletnamede yazılı olsa bile, avukatın müvekkilin açık iradesine aykırı davranmaması beklenir.

Müvekkil ayrıca:

  • Dosyada hangi avukatların görev aldığını,
  • Kimin hangi işlemi yaptığını,
  • Tebligatların ve duruşmaların kim tarafından takip edildiğini

sorma ve açıklama isteme hakkına sahiptir. Avukat da aydınlatma ve hesap verme yükümlülüğü gereği, tevkil edilen avukat hakkında temel bilgileri paylaşmalı, iletişim kanallarını açık tutmalıdır. Böylece hem genel vekaletname hem de tevkil yetkisi, müvekkilin kontrol ve güven duygusunu zedelemeden kullanılabilir.

Genel vekaletname verirken nelere dikkat etmeli, hangi yetkiler sınırlandırılmalı?

Genel vekaletname, avukata çok geniş hareket alanı tanıyabilen bir belgedir. Bu yüzden imzalamadan önce hem kapsamını hem de sınırlarını bilmek, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önlemek açısından çok önemlidir. Genel kural şudur: Ne kadar geniş yetki veriyorsanız, o kadar dikkatli okumanız ve anlamadığınız her ifadeyi avukatınıza sormanız gerekir.

Genel vekaletname verirken özellikle şu noktalara odaklanmak faydalıdır:

  • Malvarlığına ilişkin satış, bağış, ipotek, tahsil gibi yetkiler var mı?
  • Sulh, feragat, kabul, ibra gibi davayı bitiren özel yetkiler eklenmiş mi?
  • Başka avukata tevkil (yetki devri) yetkisi nasıl yazılmış?
  • Vekaletnamenin sadece belirli dava ve işlemlerle sınırlı olup olmadığı açık mı?

Bu sorulara net cevap veremiyorsanız, metni yeniden gözden geçirmek ve gerekiyorsa daraltmak en güvenli yoldur.

Vekaletname metnini okumadan imzalamanın riskleri

Vekaletnameyi okumadan imzalamak, pratikte avukata hiç farkında olmadığınız yetkiler vermenize yol açabilir. Örneğin:

  • Avukatınız, vekaletnamede özel yetki varsa, sizin haberiniz olmasa bile bir davadan feragat edebilir veya sulh olabilir.
  • “Ahzu kabz” yetkisi varsa, sizin adınıza tahsilat yapabilir, makbuz imzalayabilir.
  • Taşınmaz satışı veya ipotek kurulmasına ilişkin özel ifadeler varsa, tapuda sizin yerinize işlem yapabilir.

Elbette avukatın meslek kuralları ve sorumluluğu vardır; ancak siz yine de imza attığınız belgenin içeriğini bilmekle yükümlüsünüz. Okunmadan imzalanan bir vekaletname, sonradan “Ben böyle bir yetki verdiğimi bilmiyordum” demenizi hukuken zayıflatabilir. Bu nedenle metni satır satır okumak, anlamadığınız her cümleyi açıklatmak ve gerekirse değiştirilmesini istemek en temel güvencenizdir.

Sadece ihtiyaç duyulan alanlara özgü, sınırlı vekalet verme imkanı

Genel vekaletname vermek zorunlu değildir. Çoğu durumda sınırlı vekaletname ile hem avukatınız işini yapabilir hem de siz gereksiz risk almamış olursunuz. Örneğin:

  • Sadece belirli bir dava için vekalet verebilirsiniz: “Ankara 5. Aile Mahkemesi’nin 2025/… esas sayılı dosyası ile ilgili olarak…” gibi.
  • Sadece icra takipleri için, sadece belirli bir banka dosyası için veya sadece bir iş mahkemesi davası için yetki tanımlanabilir.
  • Malvarlığı işlemlerini tamamen dışarıda bırakabilir, sadece dava ve icra takipleriyle sınırlı bir metin hazırlanmasını isteyebilirsiniz.

Bu yaklaşım, özellikle yüksek meblağlı malvarlığı işlemleriniz varsa veya henüz avukatınızla yeni çalışmaya başladıysanız daha güvenli olabilir. İleride ihtiyaç doğarsa, ek bir özel vekaletname her zaman düzenlenebilir.

Avukatla yetkileri birlikte gözden geçirip netleştirmek

En sağlıklı yol, vekaletnameyi avukatınızla birlikte, sakin bir ortamda madde madde gözden geçirmektir. Şu adımlar işinizi kolaylaştırır:

  1. Avukattan taslak istemek: Notere gitmeden önce metnin taslağını görmek, üzerinde düşünmenize zaman tanır.
  2. Her özel yetkiyi tek tek konuşmak: “Sulh, feragat, kabul, ibra, ahzu kabz, taşınmaz satışı, tevkil” gibi ifadelerin ne anlama geldiğini ve sizin dosyanızda gerçekten gerekip gerekmediğini sorun.
  3. Gereksiz bulduklarınızı çıkarmak veya daraltmak: Örneğin “Türkiye’deki tüm taşınmazlarım” yerine, gerekiyorsa sadece belirli bir taşınmazı konu alan bir ifade kullanılmasını isteyebilirsiniz.
  4. Sözlü değil yazılı güvenceye önem vermek: “Merak etmeyin, kullanmam” gibi sözler yerine, yetkinin hiç yazılmaması veya açıkça sınırlandırılması daha güvenlidir.

Sonuç olarak, genel vekaletname verirken amaç, avukatın işini yapmasını kolaylaştırırken sizin de kontrolünüzü kaybetmemenizdir. Bunu sağlamak için metni dikkatle okumak, sadece ihtiyaç duyulan yetkileri tanımak ve her adımı avukatınızla açıkça konuşmak yeterli olacaktır.

Genel vekaletname verildikten sonra müvekkilin hakları ve kontrol imkanı

Genel vekaletname verdikten sonra avukat “tam yetkili” olsa da, müvekkilin denetim ve kontrol hakkı devam eder. Vekaletname, avukata sınırsız bir serbestlik tanımaz; Türk Borçlar Kanunu ve Avukatlık Kanunu uyarınca avukat, müvekkilin talimatlarına uymak, onu bilgilendirmek ve hesap vermek zorundadır. Bu yüzden, genel vekaletname verdikten sonra da süreci yakından takip etme ve gerektiğinde yönlendirme imkanınız vardır.

Avukatın müvekkile karşı aydınlatma ve hesap verme yükümlülüğü

Avukat, üstlendiği her işte müvekkiline karşı özen, sadakat ve sır saklama borcu altındadır. Bunun doğal sonucu olarak:

  • Dosyanın durumu, açılan davalar, yapılan başvurular ve gelen tebligatlar hakkında makul aralıklarla bilgi vermelidir.
  • Talep edildiğinde, yapılan işlemleri ve elde edilen sonuçları anlaşılır bir dille açıklamalıdır.
  • Tahsil ettiği para ve değerler için makbuz düzenleyip, bunların hesabını açıkça vermelidir.

Müvekkil, avukatından dava dosyasını, icra dosyası bilgilerini, yazılan dilekçeleri, yapılan masrafları ve tahsilat kalemlerini görmeyi isteyebilir. Avukat bu bilgileri saklayamaz ya da “genel vekalet verdiniz, karışmayın” diyemez. Böyle bir tutum, hem meslek kurallarına hem de vekalet sözleşmesinin ruhuna aykırıdır.

Müvekkilin verilen talimatları değiştirme, daraltma ya da geri alma hakkı

Genel vekaletname verilmiş olsa bile, müvekkil:

  • Avukata verdiği talimatları değiştirebilir,
  • Bazı konularda yetkiyi daraltabilir,
  • Belirli bir dava veya işlem için “bu konuda artık işlem yapmayın” diyerek geri çekebilir.

Burada önemli olan, bu değişikliklerin açık ve mümkünse yazılı şekilde bildirilmesidir. Örneğin, “Şu icra dosyasında artık haciz istemeyin” ya da “Şu davada sulh olmayın” şeklinde net talimatlar verilebilir.

Ancak, avukat daha önce verilmiş talimatlara dayanarak geri alınması mümkün olmayan bir işlem yapmışsa (örneğin süresi içinde istinaf başvurusu yapmama talimatı sonradan değiştiriliyorsa), geçmişteki işlemler geriye dönük olarak geçersiz hale gelmez. Bu nedenle, önemli talimat değişikliklerini geciktirmemek ve yazılı hale getirmek müvekkilin lehinedir.

Vekaletname iptali, avukatın azli ve devam eden davalara etkisi

Müvekkil, dilediği zaman:

  • Noter aracılığıyla verdiği genel vekaletnameyi iptal edebilir,
  • Avukatı azledebilir (yani vekalet ilişkisini sona erdirebilir).

Vekaletnamenin iptali, kural olarak geleceğe dönük sonuç doğurur. Avukatın, iptal veya azil tarihine kadar yaptığı işlemler geçerliliğini korur. Bundan sonra ise avukat artık müvekkil adına işlem yapamaz; mahkemeye ve ilgili kurumlara azil ve vekalet iptali bildirilmelidir.

Devam eden davalarda:

  • Müvekkil yeni bir avukata vekalet verebilir,
  • İsterse davayı bir süre kendi takip edebilir (usul kurallarının elverdiği ölçüde),
  • Eski avukat, elindeki dosya ve belgeleri makul sürede teslim etmek ve varsa tahsil ettiği paraların hesabını vermek zorundadır.

Bazı durumlarda, avukatın haksız azli söz konusuysa, avukat ücret sözleşmesine göre kalan vekalet ücretini talep edebilir. Buna karşılık, avukatın ağır kusuru, ihmal veya güven sarsıcı davranışı varsa, müvekkilin de ücret indirimi, tazminat talebi veya şikayet hakları gündeme gelebilir.

Özetle, genel vekaletname verdikten sonra da müvekkil pasif bir konuma itilmez. Bilgi isteme, talimat verme, talimatı değiştirme, vekaletnameyi iptal etme ve avukatı azletme hakları her zaman saklıdır. Bu hakları bilinçli kullanmak, hem hukuki sürecin sağlıklı ilerlemesini hem de avukat–müvekkil ilişkisinin güven temelinde sürmesini sağlar.

Hangi durumlarda genel vekaletname yerine özel vekaletname tercih edilmeli?

Genel vekaletname, avukata çok geniş bir hareket alanı tanır ve çoğu dava ve takip için yeterlidir. Ancak her durumda en güvenli seçenek değildir. Özellikle tek bir iş için avukatla çalışıyorsanız veya malvarlığı ve aile hayatı gibi hassas alanlarda işlem yapılacaksa, özel vekaletname çoğu zaman daha koruyucu bir tercihtir. Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı işlemler için zaten açıkça özel yetki arar; bu yüzden “her işe yarayan” tek bir genel vekaletname fikri pratikte doğru değildir.

Tek bir dava veya işlem için sınırlı yetkili vekalet vermek ne zaman daha güvenli?

Sadece belirli bir dava veya tek bir hukuki işlem için avukatla çalışıyorsanız, özel vekaletname vermek hem kontrolü hem de şeffaflığı artırır. Örneğin:

  • Sadece bir işçilik alacağı davası
  • Tek bir kira alacağı takibi
  • Belirli bir tazminat davası

gibi durumlarda, vekaletnamenin “yalnızca şu dosya / şu dava için” geçerli olması, avukatın yetkisini doğal olarak sınırlar. Böylece:

  • Avukat, sizin adınıza başka davalar açamaz.
  • Farklı kurumlarda, sizin istemediğiniz alanlarda işlem yapamaz.
  • Yetki kapsamı tartışmaya açık olmaz; noter metninden kolayca okunur.

Ayrıca, hukuki ilişkiyi yeni başlatıyorsanız ve avukatı henüz tanımıyorsanız, önce dar kapsamlı bir özel vekaletname ile başlamak, ileride güven oluşursa genel vekaletnameye geçmek daha temkinli bir yol olabilir.

Yüksek meblağlı, malvarlığına ilişkin veya hassas kişisel davalarda yetki planlaması

Yüksek tutarlı alacaklar, malvarlığı işlemleri ve kişisel hayatı doğrudan etkileyen davalar söz konusu olduğunda, genel vekaletname çoğu zaman tek başına yeterli değildir ve hatta riskli olabilir.

Özellikle şu alanlarda özel yetki aranır veya en azından açıkça yazılması tavsiye edilir:

  • Taşınmaz satışı, bağış, ipotek, şirket hissesi devri gibi tasarruf işlemleri
  • Boşanma, soybağı, tanıma–tenfiz gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalar
  • Sulh, ibra, davadan feragat, davayı kabul, konkordato, iflas istemi, tahkim gibi sonuçları ağır işlemler

Bu tür dosyalarda, çoğu zaman şu strateji daha sağlıklıdır:

  1. Genel dava ve takipler için sınırlı bir genel dava vekaletnamesi,
  2. Mal satışı, boşanma, konkordato gibi kritik işlemler için ayrıca özel yetkili vekaletname.

Böylece hem avukatınız işini rahatça yapabilir hem de siz, hangi konuda ne kadar yetki verdiğinizi net biçimde bilirsiniz.

Genel ve özel vekaletnamenin birlikte kullanıldığı pratik örnekler

Uygulamada sık görülen bazı kombinasyonlar şöyle özetlenebilir:

  • Örnek 1 – İşçi alacağı + taşınmaz satışı Bir işçi, kıdem ve ihbar tazminatı davası için avukata başvuruyor. Dava ve icra takipleri için genel dava vekaletnamesi veriyor. Aynı avukatın, işçinin üzerine kayıtlı evi satmasını istemiyor; bu nedenle taşınmaz satışı için ayrıca özel vekaletname düzenlenmiyor. Böylece avukat, davaları yürütüyor ama tapuda tasarruf yapamıyor.

  • Örnek 2 – Boşanma davası + mal paylaşımı Kişi, sadece boşanma davası için fotoğraflı, özel yetkili bir boşanma vekaletnamesi çıkarıyor. Mal paylaşımı ve tazminat davaları için ise daha sonra ayrı bir özel vekaletname düzenleniyor. Böylece her aşamada yetki sınırı yeniden gözden geçiriliyor.

  • Örnek 3 – Şirket sahibi müvekkil Şirket ortağı, avukatına genel dava vekaletnamesi vererek tüm ticari davalarını ve icra takiplerini yürütme yetkisi tanıyor. Ancak şirket hissesi devri, konkordato başvurusu veya tahkim sözleşmesi yapılması gibi kritik işlemler için, yönetim kurulu kararıyla ayrıca özel yetkili vekaletname çıkarılmasını şart koşuyor.

Özetle, genel vekaletname pratiklik, özel vekaletname ise güvenlik ve netlik sağlar. Özellikle yüksek meblağlı, malvarlığına ilişkin veya kişisel sonuçları ağır dosyalarda, avukatınızla birlikte hangi işlemler için genel, hangileri için mutlaka özel vekaletname düzenleneceğini baştan planlamak, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçer.

Avukat Desteği Alın

Ankara avukatından danışmanlık ve temsil talepleriniz için bizimle iletişime geçin.